Tüm İstanbul Teknik Üniversiteliler Tek Vücut İTÜ Vakfı’nın Yanındayız

Updated: Aug 11

2023 yılında 250 yılını kutlayacak olan İstanbul Teknik Üniversitesi'nin Osmanlı'dan Cumhuriyet'e ülkeyi imar ve inşa eden mezunları, kalitelerinden ve değerlerinden asla taviz vermeden bu dönemi de başarıyla sonlandıracaklardır.

Değerli İstanbul Teknik Üniversiteliler,

2002 yılından beri belli bir yönde değişime uğramaya başlayan Türk üniversiteleri, bugün artık dünyanın önde giden üniversiteleriyle değil yarışmayı,onları izlemeyi bile hayal edemeyecek duruma düşmüş bulunmaktadır. Sıralamalarda marjinal duruma düşen ve bu durumdan çıkış yolları liyakatsiz atamalarla yok edilen üniversitelerin kendilerini kurtarmak için çareleri de tükenmiş gibi görünmektedir.


Son 20 yılda üniversite özerkliğinin ve akademik özgürlüklerin yok edildiği bu ortam, yükseköğretim tarihimizde hazin bir dönem olarak yerini almış bulunmaktadır.

Konu sadece özerkliğin ve özgürlüklerin yok edilmesiyle de kalmayıp, devlet üniversitelerinin ve vakıflarının mal varlıklarının da haksız ve mesnetsiz girişimlerle ellerinden alınma süreçlerine kadar varmış bulunmaktadır.


Uluslararası yayınlar sıralamasında 1995-2009 tarihleri arasındaki 14 yıl içinde 37.likten 18.liğe yükselen Türk üniversiteleri, 2009-2021 arasındaki 12 yıl içinde sadece 18.likten 16.lığa yükselebilmiştir. Bütün bunlar liyakatsiz atamaların nelere mal olduğunu açıkça göstermektedir (URAP, 2021). İşte bu 20 yıllık dönemin bilançosu…


Üniversitemizin bilimsel standartlarının dışında, ömründe İTÜ’de öğretim üyesi olmayı hayal edemeyecek kişilerin, verilen adrese teslim ilanlarla atanmaları Üniversitemizin kimyasını temelden zedelemiş ve eksen kayması şöyle dursun, eksensiz hale gelmesine neden olmuştur. Bir dekanın, fakültesinde onca değerli doçent varken onları görmezden gelip fakültede henüz birkaç sene görev alan kendi eşi için açtığı özel kadroyla eşini “Profesör" kadrosuna atayabilmesi, İTÜ tarihinde bir ilk olarak kayıtlara geçmiş bulunmaktadır.

2004 yılına kadar 19 TÜBA üyesine sahip olan İTÜ, bugün o TÜBA üyelerinin hemen hemen tamamını kaybetmiş bulunmaktadır.


Değerli İstanbul Teknik Üniversiteliler!

Rektörümüz Prof. Kemal Kafalı tarafından kurulan İTÜ Vakfı ve Rektörümüz Prof. Reşat Baykal tarafından kurulan ve benim dönemimde 80 milyon dolar bağış toplamayı başararak Üniversitemize büyük katkılar yapan İTÜ Geliştirme Vakfı ve bağlı kuruluşları, şimdi İTÜ Rektörlüğünün ağır baskıları altında varlıklarını sürdürmeye ve Üniversitemize destek olmaya devam etmektedir. Baskıların ne düzeye vardığı, biz hiç istemediğimiz halde, artık medyaya

yansımış bulunmaktadır.


“Biz istemediğimiz halde” diyorum çünkü, biz Teknik Üniversitelilerin en önemli özelliklerinden biri, sorunlarını topluma yansıtmadan kendi aralarında çözebilme yeteneğine sahip olmalarıdır. “Kol kırılır yen içinde kalır” sözü, bizim gibi müspet bilimlere odaklı insanların her zaman başarıyla yönettiği çözüm süreçlerini pek de güzel ifade etmektedir. Ancak bu defa mızrak artık çuvala sığamamış ve Üniversitemiz ile vakıflarını temelden sarsacak ve yok edecek boyutlara ulaşmıştır.

Vakıf şirketlerinden birinin Yönetim Kurulu için Rektör tarafından görevlendirilen iki üyenin ilk toplantıda sordukları soru, bu insanların Vakıflara bakış açılarını da ifade etmektedir:


“Bu Yönetim Kurulunda Huzur Hakkı ne kadar?”

Yanıt: “İTÜ Vakıflarında ve bağlı kuruluşlarında Huzur Hakkı olmaz. Bizler Üniversitemize

hizmet için buradayız.” Aslında belki de yanıt: “Huzur mu bıraktınız da hakkını istiyorsunuz?” olabilirdi.


Rektörlüğümüzün haksız ve mesnetsiz uygulamaları o düzeye ulaşmıştır ki, Üniversitemizin

mezunlarının ve mensuplarının destekleriyle gerçekleştirilen önemli reform ve yatırımların yapıldığı dönemin rektörünün, "İTÜ Maslak Kampüsü’müze girişi yasaklanmıştır”. İTÜ tarihine bir kara leke olarak geçen bu olay bile, ne düzeyde bir yönetimle karşı karşıya olduğumuzu

göstermektedir.


İTÜ Vakfı’na Rektörlük tarafından reva görülen uygulama kabul edilemez. Kemal Hocamızın ruhu şad olsun, tüm İstanbul Teknik Üniversiteliler tek vücut İTÜ Vakfı’nın yanındayız. İTÜ Geliştirme Vakfı kendisine açılan davalarla boğuşarak, haklarından ve Üniversiteye hizmet hedeflerinden asla taviz vermemektedir. Yasal haklarımızı sonuna kadar kullanmaya ve Üniversitemize

hizmete devam etmeye kararlıyız. Sel Gider Kum kalır.


Son olarak:

2023 yılında 250 yılını kutlayacak olan İstanbul Teknik Üniversitesi'nin Osmanlı'dan Cumhuriyet'e ülkeyi imar ve inşa eden mezunları kalitelerinden ve değerlerinden asla taviz vermeden bu dönemi de başarıyla sonlandıracaklardır.

7 views0 comments