İTÜ Harita Mühendisliği Bölümü - Tarihi Ölçme Aletleri Koleksiyonunda Yer Alan Osmanlı Dönemi Ölçme Aletleri
- Serdar Bilgi
- 5 saat önce
- 13 dakikada okunur
İnsanlığın mekânı anlama ve sınır (mülkiyet) belirlemeye olan ihtiyacı; M.Ö. 6200 tarihli Çatalhöyük Şehir Planı ile başlayan ve günümüzde yüksek hassasiyetli mühendislik ürünlerine dönüşmüş olan haritayı hayatımıza katmıştır. Bu çalışma, İTÜ Harita Mühendisliği Bölümü Tarihi Ölçme Aletleri Koleksiyonu’ndaki jeodezik ölçme aletleri ışığında, ölçme biliminin teknik gelişimini ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kalan ölçme aletlerinin hikâyesini mercek altına alıyor.
Harita, en geniş tanımı ile yeryüzünün ölçekli bir modelidir, basılı ya da sayısal bir ortamda temsilidir. Haritanın temel işlevi bir iletişim aracı olmasıdır. Geçmişi 8000 yılı aşan haritaların, yazının icat edilmesinden 3000 yıl önceki yıllarda yaşamış olan insanlar arasında iletişim aracı olarak kullanılmaya başlaması, haritanın iletişim aracı fonksiyonunu destekleyen önemli bir bilgidir. Bu çalışmada, Osmanlı İmparatorluğu döneminde arazide yapılan açı ve mesafe ölçmelerinde kullanılmış olan ölçme aletleri de tanıtılmıştır. Çalışmada tanıtılan ölçme aletleri, optik-mekanik aletler grubunda yer alan ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Harita Mühendisliği Bölümü Tarihi Ölçme Aletleri Koleksiyonuna kayıtlı, gerekli bakımları yapılarak ve uygun şartlarda korunarak günümüze kadar ulaştırılmış olan ölçme aletleridir. Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’un kurulmasından (1795) sonra Mühendishâne Kütüphanesi’ne aktarılan; eğitim, uygulama amaçları ile kullanılmış olan nadide jeodezik ölçme aletleri çerçevesinde, 17. Yüzyıldan günümüze uzanan teknik gelişimleri özetlenmiş, koleksiyonda yer alan optik-mekanik teodolitler tanıtılmıştır. Birden fazla sayıda ve modelde Teodolit, Takeometre, Nivo, Sekstant, Quadrant, Stadimetre, Grafometre, Alidat, Barograf, Yatay Açı Dairesi, Eklimetre, Pantograf, Mustura, Açı Ölçer, Güneş Saati, Pusula, Sürgülü Hesap Cetveli, Deklinatuar, Planimetre ve Paralel Çizme Aleti bulunduran koleksiyonun tanıtımına İTÜ Vakfı Dergisi’nin ilerleyen sayılarında devam edilecektir.
1. Giriş
Tarih boyunca insanoğlu, yaşamakta olduğu fiziki mekânı anlama, mülkiyet sınırları belirleme ve bu durumu temsil eden bir iletişim aracına sahip olma gereksinimi doğrultusunda haritayı kullanmıştır. Harita üretimi için sahip olması gereken geometrik ve geometrik olmayan (öznitelik) verilerin yeryüzünden ölçülmesi amacıyla da ölçme bilimlerini geliştirmiştir.
Yeryüzünün ölçekli bir modeli kabul edilen ve yeryüzünün topografik ve tematik bilgilerini anlamamıza yardımcı olan haritalar, antik çağlardan başlayan ve binlerce yılı kapsayan köklü bir geçmişe sahiptir.
İlk haritalar sembolik ve mitolojik özelliklere sahipken, ölçme donanımlarının ve ölçme yöntemlerinin ilerlemesi ile birlikte günümüz haritaları, yüksek doğruluğa sahip; yön bulma, mühendislik, araştırma, eğitim, bilim, mülkiyet tesisi, yönetim, çevre düzenlemeleri, tarım, orman, turizm amaçlı çalışmalar, savunma, güvenlik, yönetim gibi pek çok alandaki karar verme süreçlerinde önemli rol oynayan araçlara dönüşmüşlerdir.
Antik çağlardan itibaren estetik ve sanat öğesi olmasının yanında; harita bir ülkenin kartvizitidir (Şerbetçi, 1999).
En önemli işlevinin iletişim aracı olması sebebi ile haritalar sözlü iletişimden çok daha eski tarihlerde kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde literatüre kazandırılan en eski harita benzeri arkeolojik kalıntının tarihi M.Ö. 6200 olarak tespit edilmiş, fakat yazının tarihi M.Ö. 3000 olarak kabul edilmiştir. Bu durum, “yazıdan 3000 yıl önce haritanın var olduğunu” kanıtlamaktadır (Bagrow, 1973, Bilgi, 2006). Bu tarihi akıştan hareket ederek harita üretiminin Dünya'nın en eski bilimlerinden biri olduğu söylenebilir.

Geç Neolitik çağlarda yaşamış ve yaşamak için öncelikleri amaçları beslenme olan insanlar, yaşadıkları coğrafyadaki su kaynaklarını, beslenme-avlanma bölgelerini, yerleşim alanlarını, mülkiyet sınırlarını, ulaşım yollarını ve ihtiyaç duyulan diğer topografik yapıları kayalara ortak bir işaret dili ile kazıyarak günümüz harita üretimine dair ilk ürünleri oluşturmaya başlamışlardır.

İnsanlık tarihinde önemli bir dönem olan yerleşik toplumsal hayata geçiş sürecinde tarım ve avcılık gibi sosyal gelişmelere ev sahipliği yapan Konya'nın Çumra İlçesi sınırlarındaki Çatalhöyük Neolitik Antik Kentinde 1963 yılında gerçekleştirilen kazılar esnasında bulunan Çatalhöyük Şehir Planı, M.Ö. 6200 yıllarında bir mağaranın duvarına çizilmiştir. Şekil 1’de sunulan, 3 m genişlik ve 90 cm yüksekliğe sahip Çatalhöyük Şehir Planı, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde ziyaret edilebilmektedir (T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı).
M.Ö. 2. yüzyıla tarihlendirilen kâğıdın icadından önceki yıllarda ilkel yazı yüzeyleri olarak kâğıda en yakın ortamlar olarak papirüs ve parşömen bulunmaktadır. Eski çağların ilkel yazı yüzeyleri olarak ise ağaç kabukları ve ağaç levhalar, kil tabletler, kayalar/mağara duvarları, taşlar, keramikler, topraktan yapılmış çanak, çömlek ve vazo parçaları, madenler (bronz, tunç, pirinç ve kurşun levhalar), fildişi, kemik, hayvan derileri, ceviz veya fındık kabukları sayılabilir. Böylesi yüzeylerin yanında o coğrafyaya özgü Çin'de bambu, ipek ve keten bezi, Hindistan'da palmiye yaprakları ve pamuk, Mısır'da keten bezi ve pergament ve papirüs, Anadolu'da (Antik Yunan ve Roma'da) Parşömen ve Tirşe gibi yüzeyler de kullanılmıştır (Jean, 2002).
Mekansal doğruluk haritanın en kritik bileşeni olup, bu bileşeni belirleyen temel unsur ise ölçme donanımları ve teknikleridir.
Basit ölçme aletleri ile başlayan harita üretimi gayretleri; günümüzde modern elektronik ölçme aletleri ve son yıllarda kullanıcı sayısı ve kullanım alanı oldukça genişlemiş olan uydu teknolojileri ile devam etmektedir.
Temel olarak ölçme, bilinmeyen bir büyüklüğün aynı türden bilinen bir büyüklükle kıyaslanması, herhangi bir uzunluğun, alanın, hacmin ya da herhangi bir objenin standart ölçü birimleri cinsinden hesaplanmasıdır. Ölçmenin temel prensibi, arazide bilinen bir nokta konumu referans alınarak bilinmeyen bir noktaya açı ve mesafe ölçmeleri ile bilinmeyen noktanın yatay ve düşey konumun hesaplanmasıdır. Açı ölçmesi, iki noktanın oluşturduğu doğrultular arasındaki açısal farkın ölçülmesi anlamına gelirken, kenar ölçmesi ise iki nokta arasındaki yatay mesafenin belirlenmesidir.
Arazi ölçmelerini gerçekleştiren ve günümüzde Harita Mühendisliği çatısı altında görev yapan meslek mensupları matematik, geometri, trigonometri, astronomi, fizik, kartografya, fotogrametri, uydu bazlı ve yersel bazlı konum belirleme teknolojileri, jeodezi, mekansal bilgi sistemleri gibi çeşitli bilimler ve teknolojiler ile ilişki içerisindedir.
“Osmanlı İmparatorluğu'nda 18. yüzyılda kurulmuş olan Mühendishâne-i Bahrî Hümâyûn ve Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn, ölçme bilimini teorik ve uygulamalı olarak akademik çerçevede ele almıştır. Avrupa'dan gelen teknik birikimin yerel ihtiyaçlarla harmanlandığı bu dönem, triangülasyon yönteminden modern projeksiyon sistemlerine kadar pek çok yeniliğin ülkemize girişine zemin hazırlamıştır. Bu sayfa, üniversitemizin eğitim tarihimizdeki rolünü ve haritacılığın kurumsallaşma sürecini ele almaktadır.”
Antik çağlardan başlayarak, gerek sınır, mülkiyet, alan belirleme gibi başka ölçmeler gerekse de harita üretimi amaçlı ölçmelerde olduğu gibi ilk ölçme aletlerinin kullanılmaya başlanmasından itibaren haritaların üretiminde farklı ölçme aletleri ve teknikler kullanılagelmiştir. Basit ölçme aletlerinin gelişmişleri olan optik ve mekanik ölçme aletlerini izleyen yıllarda, gelişen teknoloji ve artan veri elde etme ihtiyacı ile birlikte hava fotoğrafları, uydu bazlı görüntüleme ve konumlandırma sistemleri (GNSS), çeşitli sinyal ve ışık teknolojileri günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bu çalışmada, Osmanlı İmparatorluğu döneminde kullanılmış olan optik, mekanik ölçme aletleri, işlevleri bakımından sınıflandırılarak özellikleri bağlamında tanıtılmıştır. Çalışmada ele alınan ölçme aletleri, kurulmuş olduğu 1969 yılından beridir eğitim vermekte olan İTÜ Harita Mühendisliği Bölümü, Tarihi Ölçme Aletleri Koleksiyonuna aittir. Koleksiyona ait detaylara ve fotoğraflara Bölüm 3’de yer verilmiştir.
2. Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Kullanılan Ölçme Aletleri
Osmanlı İmparatorluğu’nda önemli bir gelişme olarak, 1773’de III. Mustafa zamanında tersane ve donanmanın geliştirilmesi, tersane kadrolarının eğitimi için Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn (İmparatorluk Deniz Mühendishanesi) kurulmuştur. Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn’dan sonra imparatorluğun ikinci mühendishanesi olan Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn (İmparatorluk Kara Mühendishanesi) 1795’de Sultan III. Selim tarafından kurulmuştur. Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn, İmparatorluk ordusu için topçu ve istihkâm subayı yetiştiren bir askeri okuldur ve Nizâm-ı Cedîd Ordusunun yeniden yapılanmasının önemli kurumlarından biridir. Mühendishanelerde coğrafya ve kartografya alanlarında ihtiyaç olduğu görülmüştür. İlk defa sınıflara tahta ve sıra konulmuş, okul matbaası kurularak ders kitaplarının basımı gerçekleştirilmiştir (Karaca vd., 2012). Zamanla bu okullarda coğrafya ve kartografya konularında ilerlemelerin kaydedildiği, Avrupa’dan davet edilen öğretim elemanlarının öne çıktığı ve harita üretimi ile ilgilenen toplulukların oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, mühendishanelerde öğrencilerin eğitimi için eserler kaleme alınmış, bu eserler mühendishane matbaasında basılmış, Avrupa haritaları biçimindeki haritalar mühendishane atölyelerinde üretilmiştir (Üstüner, 2019). Osmanlı İmparatorluğu’nda harita üretimi faaliyetleri kapsamında arazi ölçmeleri, arazi niteliklerinin tespiti, yeryüzündeki noktaların konumunun doğru şekilde belirlenebilmesi, mülkiyet tayini ve imparatorluk politikasına hizmet gibi amaçlar doğrultusunda farklı ölçme yöntemleri ve çeşitli ölçme aletleri kullanılmıştır. Açı ve mesafelerin ölçülmesi amacı ile ölçme aletlerinin kullanılması tarihine kısaca değinilecek olursa; Gemma Frisius, gök cisimlerinin azimutlarını belirlemek için usturlabın yatay kullanımını tanımlamış, grafik üçgenleme için önerdiği düzlem tablası üzerinde bulunan enstrümandan Latince “instrumentum planimetrum” olarak bahsetmiştir (Pogo ve Frisius, 1530). Frisius, 1533 yılında yazmış olduğu “Libellus de locorum describendorum ratione” isimli eserinde, harita yapımında hata payını azaltacak ve uzak noktaların konumlarını daha doğru bir şekilde hesaplamaya yarayacak olan üçgenleme yöntemini önermiştir. Arazi ölçmeleri, navigasyon, metroloji, astrometri, binoküler görme ve ateş idaresi gibi alanlarda yüzyıllardır kullanılan triangülasyon hesabında kullanılan üçgenleme ağları (triangulation networks), 1615-1617 yıllarında Willebrord Snell’in (Haasbroek, 1968) çalışmalarında harita üretim yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. O dönemki harita üretimi faaliyetlerinde büyük bir dönüm noktasını temsil eden triangülasyonun kullanımı, Alman kartograf Johann Carl Ludwig Bonn tarafından geliştirilmiş olan Bonn projeksiyon sisteminin kullanımının da benimsenmesiyle birlikte Osmanlı’da haritacılığın gelişmesine katkıda bulunmuştur (Şeşen, 1999).
Sadece koleksiyonda yer alan ölçme aletlerinin çalışmaya dahil edilmesi, kaçınılmaz olarak ölçme aletlerinin tanıtımı hususunda bazı eksiklikler barındırmaktadır. Ölçme kavramının nispeten bütün olarak anlaşılabilmesi için, ölçme aletleri, her biri ölçmenin önemli bir parametresini temsil eden sınıflara ayrılmış ve özet bilgileri sunulmuştur.

Tarihte uygarlıklar tarafından doğrultu ve açı ölçmeleri için farklı metotlar ve aletler geliştirilmiştir. Heron tarafından geliştirilen Dioptra, teodolitlerin temeli sayılabilir. Yunanlılar tarafından bulunan ve “Quadrant” olarak isimlendirilen ölçme aleti, açı ölçmesi için kullanılmıştır. Romalılar tarafından geliştirilen ve “Groma” (Şekil 2) ve eğim ölçmeyi sağlayan “Chorobates” erken dönem açı ölçme aletlerindendir (Pogo ve Frisius, 1530). Romalı Mimar Vitruvius’un De Architectura isimli eserinden “Chorobates” yatay düzlemlerde ölçme yapma amacı ile su yolları ve su kemerleri inşasında kullanılan bir alet olarak tanımlanmıştır (Tandy, 1920).
İngiliz matematikçi Thomas Digges, 1571 yılında yayınlamış olduğu kitabında quadranttan esinlenerek geliştirilen, “theodelitus” olarak isimlendirilen, teleskop dışında teodolitin tüm temel özelliklerine sahip olan basit yapıda yeni bir ölçme aleti tanıtmıştır (Kreisle, 1988). Açı ölçmede yaygın olarak kullanılan bir diğer alet grubu ise, sekstant, oktant ve quadrantlardır. Bu aletler özellikle denizcilik seyr-ü sefer faaliyetleri için kullanılmışlardır.
“Haritacılık tarihi, sadece tarihi haritaları değil, aynı zamanda ölçme aletlerinin gelişme hikâyesi içermektedir. Antik Mısır'daki basit arazi kayıtlarından 17. yüzyıldaki "Çevre Ölçer" ve "Ondalık Zincir" gibi devrim niteliğindeki icatlarına uzanan bu süreç, ölçme doğruluğunun nasıl arttığını gözler önüne seriyor. Bu bölüm, matematik, geometrik, fizik alanındaki gelişmelerin ölçme aletlerini nasıl daha kompakt ve güvenilir hale getirdiğini teknik detaylarıyla analiz etmektedir.”
M.Ö. 3000 yıl öncesine kadar uzanan Babil ve Mısır'ın erken uygarlıkları döneminde basit arazi ölçmelerinin yapıldığına ilişkin kanıtlar bulunmaktadır. Günümüze kadar ulaşabilen basit haritalar ve arazi kayıtlarının üretilebilmesi, o dönemde kullanılmış olan basit ölçme araçlarına dayanmaktadır.
Bir sonraki aşamada, Yunan uygarlığı ile birlikte ölçmelerde gelişim aşamasına geçilmiş, matematik alanındaki ilerlemeler neticesinde de ölçme alanına büyük katkılar yapılmıştır. Eratosthenes (M.Ö. 276-196) Dünya'nın çevresini belirlemesiyle ün kazanmıştır. Yaklaşık yüz yıl sonra ise matematikçi ve mühendis İskenderiyeli Heron ise “dioptra” ismini verdiği, düzlemde açıları ölçmek için kullanılabilen bir ölçme aleti icat etmesiyle tanınır.
Romalılar ise uygulama ağırlıklı eserler olan yollar, su kemerleri ve tünelleri başarıyla inşa etmişlerdir. Bu eserlerin inşası öncesinde de nitelikli arazi ölçmeleri yapmışlardır. Romalılar, kendilerinden önce kullanılmış olan ölçme aletlerine benzer ölçme aletleri üretmişlerdir. Ancak Romalılar tarafından üretilen ölçme aletlerinin daha gelişmiş özellikler barındırdığına bir kanıt olarak; Roma Groması'nın Mısır'da kullanılana göre daha üstün bir ölçme aleti olması ve “Yunan Yıldızı” isimli ölçme aletinin geliştirilmesi gösterilebilir.
Tarihi araştırmaların gösterdiğine göre, bu dönemde Çin'de de ölçme konusunda ilerlemeler söz konusudur. Han Hanedanlığının başlangıcında (M.Ö. 202), Çinliler, Babil ve Mısır ölçme uygulamaları ile tanışmışlar, Han Hanedanlığının sonunda ise (M.S. 220) Helenistik Yunanistan'ın ve Roma'nın başarılarından haberdar olmuşlardı. Çin’de, imparatorluk haritasının üretilmesi amacıyla, ölçmelerde ilerleme kaydedildiği görülmektedir. Bununla birlikte, özellikle orta çağ döneminde, ekonomik ve sosyal koşulların yanı sıra feodal sistemin de beraberinde getirmiş olduğu büyük arazilerin mülkiyeti sebebi ile ölçmelerin de sınırlı olduğu ve gelişiminin yavaş ilerlediği söylenebilir.
Orta çağ ve Rönesans arasındaki dönemde, ölçme teknikleri ve ölçme aletlerine olan ilgi artmış ve büyük ilerlemeler olmuştur. Özellikle, 16. yüzyılda üçgenleme yönteminin tanıtılması ve “Altazimut Teodolitinin” prototipinin ortaya çıkması ile birlikte yeni ölçme tekniklerinin de yolu açılmıştır. Kara ve deniz ticaretinin gelişimleri ile birlikte ölçme aletlerinin de iyileştirildiği 17. yüzyılda “Çevre Ölçer (Circumferentor)”, “Ondalık Zincir (Decimal Chain)” ve “Verniyer Ölçeği” tanıtılmıştır. 18. yüzyılın ortalarında ise su terazisi tanıtılmıştır.

Çevre Ölçer (Circumferentor), ilk olarak 16. yüzyılda William Borough tarafından tasarlanmıştır (Şekil 3). O yıllarda yön bulma ve açı ölçmesi için çeşitli ölçme aletleri bir araya getirilerek kullanıldığı için elde edilen doğrulukta yaşanan sorunları çözmek için Circumferentor geliştirilmiştir. Bu ölçme aleti, manyetik bir pusula, kadran, mercek ve diğer ölçme aletlerinin birleşimi ile yön bulma ve açı ölçme işlemlerini bir arada yapabilme özelliğine sahiptir. Kullanımı özellikle 17. yüzyılda daha da artan ve geliştirilen aletin daha doğru ölçmeler yapabilmesi için çeşitli iyileştirmeler de yapılmış, üzerindeki açı okuma düzeneği daha hassas hale getirilerek diğer bütünleşik ölçme bileşenleri iyileştirilmiştir (Alder, 2002). Şekil 12’de 1840 yılında üretilmiş bir Circumferentor görülmektedir.
Ondalık Zincir (Decimal Chain), ölçmelerde kullanılan bir zincir yapısındadır ve 100 feet =~30 m veya 22 yarda~20 m uzunluğundadır. Her feet on küçük bölüme ayrılmıştır ve her bölüm, on inçlik (~0.25 m) uzunluğa sahiptir. Bu şekilde, ölçme yaparken inç birimindeki hatalar minimize edilebilmektedir. Ondalık zincir, İngiltere'deki Ordnance Survey tarafından kullanılmış ve daha sonra diğer ülkelerde de kullanımı yaygınlaşmıştır. Ancak, takip eden yıllarda daha modern ölçme aletleri ondalık zincirin yerini almıştır. Matematik eğitiminin geliştirilmesiyle birlikte nitelikli ölçme elemanlarının sayıları da 18. yüzyılda artış göstererek kullanılan Teodolitler daha hassas hale gelmiştir. İngiltere'de Ordnance Survey'in kurulması ile birlikte ölçme faaliyetleri ivme kazanmıştır. Takip eden 19. ve 20. yüzyıllarda, ölçme aletleri daha küçük ve kompakt hale gelmiş, seri üretimleri ile birlikte maliyetleri düşmüştür (Wartnaby, 1968).
Osmanlı İmparatorluğu deniz ticareti ve deniz savaşlarında haritacılık biliminden yararlanmış, bunu yaparken de bir takım seyir aletleri kullanmıştır. Yön bulmak için pusula, denizde derinlik ölçmek için iskandil ve deniz üzerinde seyir halinde iken zamanın tespit edilebilmesi için kullanılan kum saati/saat-i rîk gibi aletler olduğu görülmektedir (Zorlu, 2014). Osmanlı İmparatorluğunda kullanılan seyir ve ölçme aletlerinin bir kısmı Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’un kurulmasını (1795) takip eden süreçte Mühendishâne Kütüphanesi’ne aktarılmış ve eğitim, uygulama gibi amaçlarla kullanılmıştır. Mühendishânedeki aletler, Hazine-i Hümâyûn vasıtasıyla temin edilmiş veya satın alınmış, imalatı yapılmış ya da terekelerden devralınmıştır. 1804 senesinde Enderun Hazinesi’nden devralınan aletler arasında Paris-kârî dürbünlü plançeta musturası, Paris-kârî hedefli plançeta musturası, Paris-kârî dürbünlü lağımcı pusulası, İngiliz-kârî ehl-i İslam yazısıyla barometre ve termometre tabir olunan mizan-ı heva ve mizan-ı hararet gibi haritacılık aletleri yer almaktadır (Beydilli, 1995).
3. İTÜ Harita Mühendisliği Bölümü Tarihi Ölçme Aletleri Koleksiyonu

“2017 yılında kapılarını açan ve en eskisi 1674 tarihine uzana jeodezik ölçme aletlerine ev sahipliği yapan İTÜ Harita Mühendisliği Bölümü Tarihi Ölçme Aletleri Koleksiyonu, haritacılığın teknolojik genetiğini barındırıyor. Parisli ustaların zarif pirinç işçiliğinden modern optik sistemlerin öncüsü sayılan gelişmiş ölçme aletleri üzerinden mühendisliğin estetikle buluştuğu noktayı keşfedin. ”
Farklı işlevleri olan çok sayıda ölçme aletinin yer aldığı “Tarihi Ölçme Aletleri Koleksiyonu”, 15 Mayıs 2017 tarihinde İTÜ Ayazağa Yerleşkesinde yer alan İnşaat Fakültesi, Harita Mühendisliği Bölümü’nde açılmıştır (Şekil 4). Koleksiyonda yer alan ölçme aletlerinin işlevleri ve teknik özellikleri çalışmanın ilerleyen bölümlerinde tanıtılmıştır.
Koleksiyonda bulunan ölçme aletleri arasında, Teodolit, Takeometre, Nivo, Sekstant, Quadrant, Stadimetre, Grafometre, Alidat, Barograf, Yatay Açı Dairesi, Eklimetre, Pantograf, Mustura, Açı Ölçer, Güneş Saati, Pusula, Sürgülü Hesap Cetveli, Deklinatuar, Planimetre ve Paralel Çizme Aleti bulunmaktadır.
Koleksiyonda, bazı ölçme aletlerinden birer adet bulunurken, bazı ölçme aletlerinden birden fazla sayıda ve farklı modellerde bulunmaktadır. Ölçme aletlerine dair görseller ve elde edilen detaylı bilgilere bölüm içerisinde yer verilmiştir. Elde edilebilen bilgilere göre, koleksiyonda bulunan en eski tarihli ölçme aleti 1674 tarihlidir. Gerek koleksiyonda yer alan gerekse de arazide gerçekleştirilen jeodezik ölçmelerde kullanılmış olan temel ölçme aletlerinin isimleri ve özelliklerine kısaca değinilmiştir.
Koleksiyonda yer alan ölçme aletlerinin üretiminde sıklıkla kullanılan pirinç alaşımı, milattan önceki dönemlerden beridir bilinen, bakır madenine çinko madeni katılarak elde edilmiş olan sarı renkli alaşımların genel ismidir. İçeriğindeki bakır miktarının artmasına bağlı olarak kolay işlenebilmesi, azalmasına bağlı olarak da toz yapısına getirilerek sert lehimlerde kullanılması mümkündür. Kalay kaplı pirinçler deniz suyunun yıpratıcı etkilerine karşı dayanıklıdır.
Teodolit: Referans konum olarak kabul edilen ve teodolitin kurulduğu nokta olan istasyon noktası/durulan nokta ile bakılan nokta/obje arasındaki yatay ve düşey açıların ölçülmesini sağlayan ölçme aletidir.

Koleksiyonda yer alan teodolitler arasında, F. Ducretet E. Roger/Paris isimli firma tarafından üretilmiş olan “Foto Teodolit (T-11)” isimli teodolit bulunmaktadır. Şekil 5’de gösterilmiş olan teodolit, pirinç alaşımından imal edilmiş ve ahşap bir kaide üzerinde oturtulmuştur. Teodolitin bir fotoğraf mekanizması bulunmaktadır. Ek olarak yardımcı ölçme donanımları da ahşap kaide üzerinde yer almaktadır.

Koleksiyondaki bir diğer teodolit, Canivet a’La Sphere firması tarafından 1772 yılında Paris’te üretilmiş olan, üzerinde pusulanın yer aldığı fakat düzeci ve tesviye vidalarının olmadığı, pirinç alaşımdan üretilmiş olan, derece biriminde ölçme yapan teodolittir. Teodolitin iki adet dürbünü bulunmaktadır (Şekil 6). Üzerinde pusulanın yer aldığı teodolitin gövdesinde yüzgeç veyahut kanat yapısında sanatsal ögeler yer almaktadır.

Koleksiyonda yer alan bir diğer teodolit, Nairne/London firması tarafından üretilmiş olan, yan yüzeyinde bulunan vidanın çevrilerek dürbünün dişli üzerinde hareket ettirildiği, üzerinde pusulasının olduğu, yatay ve düşey doğrultuda silindirik düzecinin bulunduğu, kaidesinde tesviye vidalarının olmadığı teodolittir. Teodolit yatay açı dairesi üzerinde vida düzeneği sayesinde hareket eder. Teodolit yüzeyinde yer alan Nairne/London ifadeleri sayesinde aletin ustasının 18. yüzyılda yaşamış olan ve optik ölçme aletleri üreticisi Edward Nairne’nin (1726-1806) olduğu anlaşılmaktadır (Şekil 7).

Koleksiyonun Otto Fennel firması tarafından üretilmiş olan dış merkez dürbünlü T-16 (Combas) teodoliti, ahşap bir kaide üzerine oturtulmuş pirinç alaşım yapıda bir alettir. Üç adet tesviye vidası ve silindirik düzeci bulunur. Alet merkezinde yazılmış olan bilgiler sayesinde üretici firma ismi ve Cassel şehrinde üretildiği anlaşılmaktadır (Şekil 8).
Koleksiyonda yer alan bir diğer teodolit, KEUFFEL & ESSER (USA) firması tarafından üretilmiştir. Teodolitin merkezinde, dürbün altında pusula yer almakta, üzerinde iki adet silindir düzeç bulunmakta, tribrahı üzerinde bulunan dört adet tesviye vidası yardımı ile alet tesviye edilebilmektedir. Teodolitin yatay açı ölçme dairesi derece biriminde bölümlenmiştir. KEUFFEL & ESSER üretimi teodolitin genel yapısına bakıldığında, 1900’lü yılların ikinci yarısında üretilmeye başlanmış olan ve daha kompakt yapıdaki teodolitlerin genel yapısını yakalamaya başladığı fark edilmektedir (Şekil 9).

Koleksiyonda yer alan ve Sartorius firması tarafından 1957 yılında Almanya’da üretilen teodolitin (T.6) pirinç alaşımından imal edildiği, tribrahı üzerinde üç adet tesviye vidasının kullanılmış olduğu, ölçme aletinin üzerinde hem silindirik düzeç hem de küresel düzecin bulunduğu göze çarpmaktadır. Yatay ve düşey açı okuma dairelerinin yer aldığı teodolitte istasyon noktası üzerine aletin merkezlendirilebilmesine olanak sağlayan ve teodolitin asal eksen doğrultusunu gösteren optik çekül dürbün yapısının da bulunduğu göze çarpmaktadır. Birisi dürbün üzerinde olmak üzere iki adet silindir düzeç, tam merkezde ise kabarcık düzeç bulunmaktadır. F. Sartorius teodolitinin yapısı 1900’lü yılların ikinci yarısında üretilmeye başlanmış olan ve daha kompakt yapıdaki teodolitlerin genel yapısı ile birebir aynıdır. Üzerinde, üretildiği şehir bilgisi de (Göttingen) yer almaktadır (Şekil 10).

Kaynaklar / References
1. Alder K, The Measure of All Things: The Seven-Year Odyssey and Hidden Error That Transformed the World. ISBN: 0-7432-1676-8, Free Press, NY-US, 2002.
2. Bagrow L, Skelton RA, Meister der Kartographie. Safari: Verlag. Berlin, 1973.
3. Beydilli K, Türk Bilim ve Matbaacılık Tarihinde Mühendishane, Mühendishane Matbaası ve Kütüphanesi (1776-1826), 1995.
4. Haasbroek ND, Gemma Frisius, Tycho Brahe and Snellius and Their Triangulations, Publication of the Netherlands Geodetic Commission, Rijkscommissie Voor Geodesie, Kanaalweg 4, Delft, Netherlands, 1968.
5. Karaca M (Editör), Kaçar M, Zorlu T, Barutçu B, Bir A, Ceyhan CO, Neftçi A, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Mühendislik Tarihimiz, ISBN: 978-605-4778-10-2, İstanbul Teknik Üniversitesi Vakfı, İstanbul, 2012.
6. Kreisle WE, History of Engineering Surveying, Journal of Surveying Engineering. 1988;114(3):102-124.
7. Pogo A, Gemma Frisius, His Method of Determining Differences of Longitude by Transporting Timepieces, 1530, and His Treatise on Triangulation, 1533. (With 4 Plates and a Facsimile Reproduction of Gemma's Libellus de Locorum Describendorum Ratione, Antwerp, 1533.) Reprinted from "Isis”, Saint Catherine Press, 1935.
8. Şerbetçi M, “Türk Haritacılığı Tarihi”, HKMO, İstanbul, 1999.
9. Şeşen R, İbn Havkal", TDV İslâm Ansiklopedisi Cilt No:20, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, ISBN: 9789753894487, pp. 35, 1999.
10. Tandy F, (Notes supplied by Corte MD), ‘Groma’: The Ancient Land-Surveying Instrument, pp. 207-212 Archaeological Journal, Vol 77, 1920- Issue 1, pp. 207-212, 2014.
11. Üstüner A, Klasik Çağ Sonrası Osmanlı Coğrafya Çalışmaları, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, Cilt 17, Sayı 33, 2019
12. Wartnaby J, Surveying-Instruments and Methods, A Science Museum Illustrated Booklet, London, 1968.
13. Zorlu T, Osmanlı ve Modernleşme III. Selim Dönemi Osmanlı Denizciliği, ISBN: 9786050815078, Timaş Yayınları, 2014.
Not: Bu yazıda, yazarın; diğer yazarlar Selbesoğlu, H. Ş., Bıyık M. Y, Alkan, R. M ile birlikte İstanbul Üniversitesi Yayınları tarafından 2024 yılında basılmış olan Osmanlı İmparatorluğunda Coğrafya ve Kartografya kitabında yayımlanmış alan Osmanlı İmparatorluğunda Kartografya ve Ölçme Aletleri başlıklı bölümünden faydalanılmıştır (Istanbul University Press, 2024, E-ISBN 978-605-07-1766-2)



Yorumlar