İTÜ’de ‘İlk’ler: Öncü Bilim İnsanları ile İstanbul Teknik Üniversitesi
- Hatice Yazıcı Şahinli
- 29 Haz
- 18 dakikada okunur
253 yıllık köklü geçmişi ile bilim, teknoloji ve eğitim alanında öncü rol üstlenen; Türkiye’nin kalkınma, ilerleme ve modernleşme çabalarına büyük katkı yapan İTÜ, yalnız Türkiye için değil dünya için de değerli bir ‘miras’ı ifade ediyor. 253 yıl boyunca pek çok İTÜ mezun ve mensubunun kimi evrensel bilime ışık tutarak, kimi mesleki başarıları ve vizyoner yönetim anlayışlarıyla bu ‘miras’a katkıda bulundu. 93. sayımızda başladığımız “İTÜ’de ‘ilk’ler” yazı serimizin dördüncüsünde hem geçmişte iz bırakmış İTÜ’lülere hem günümüzdeki başarılarıyla övünç kaynağı olan mezun ve mensuplarımıza sayfalarımızı açtık.

Prof. Dr. Kemal Kafalı (1921 – 2008)
Üç Dönem İTÜ Rektörü ve İTÜ Vakfı Kurucu Başkanı
Kemal Kafalı 1921 yılında İstanbul’da doğdu. Kabataş Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Matematik-Astronomi Bölümü’ne girdi. Üçüncü sınıfta buradan ayrılıp Yüksek Mühendis Okulunda yeni açılan Gemi Mühendisliği Bölümü’ne girdi ve 1948 yılında mezun oldu.
O dönemin İTÜ mezunları arasında çok seçkin isimler vardı; ABD’nin değişik üniversitelerinde profesör olan Ziya Akçasu, Turan Onat, Fazıl Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Necmettin Erbakan ve daha pek çok isim…
Mezun olduğu yıl Makine Fakültesi’nde asistan oldu. Asistanlığının önemli bir bölümü İngiltere’den gelen dünyaca ünlü Prof. E.V. Telfer’in yanında sürdü. 1950 yılında araştırma yapmak üzere İngiltere’de Dumbarton gemi model deney havuzuna gönderildi. Gemi hidrodinamiğinde dünyaca ünlü Lucy Ashton gemisi araştırmalarına tek yabancı olarak katıldı.
Bu sırada, balıkçı tekneleri ile yüksek süratli tekneler üzerindeki çalışmalarının sonucu olarak İngiltere’de ilk mesleki makalesi yayımlandı. Dumbarton’dan, doktora çalışması yapmak üzere Durham Üniversitesi King’s College’da (günümüzde Newcastle Üniversitesi) Prof. Burrill’in yanına gitti. Doktora çalışmasının tamamlanmasına doğru İTÜ’den izni uzatılamadığından yurda geri döndü. Yıllar sonra Prof. Dr. Burrill’in uyarısı üzerine 1964 yılında daha evvel bitirmiş olduğu doktorasının tez savunmasını yaparak Ph.D. unvanını aldı. 1953 yılında Ata Nutku, Duscio, R. Berber, Weirich ve Lürenbaum’dan oluşan jüride kavitasyon konulu tezini sunarak doçent unvanını aldı.
Türk Gemi Mühendisleri Cemiyeti’nin TMMOB Gemi Mühendisleri Odası’na dönüşmesinde kurucu üye olarak rol aldı, Genel Sekreter olarak önemli katkılarda bulundu.
Amerikan Bilimler Vakfı bursu ile Massachusetts Institute of Technology (MIT)’de 1957-1959 yılları arasında araştırmacı olarak bulundu. Burada yaptığı çalışmalar Amerika’da ve Hollanda’da yayımlandı. 1962’de profesör unvanını aldı. 1968-1970 döneminde Makine Fakültesi Dekanlığı yaptı. 1968 yılında hazırladığı İTÜ Gemi İnşa Fakültesi kurulması ile ilgili öneri raporu bir yıla yakın inceleme ve tartışma sürecinin ardından İTÜ Senatosu’nda kabul edildi. 1969-1971 yıllarında TÜBİTAK Danışma Kurulu Üyesi ve 1971-1977 döneminde TÜBİTAK Bilim Adamı Yetiştirme Grubu Üyesi olarak görev aldı. Deniz Harp Okulu ve Yıldız DMMA’da ders verdi. 1973-1974 döneminde İTÜ Rektör Yardımcısı, 1974-1977, 1980-1982 ve 1982-1987’de olmak üzere üç dönem İTÜ Rektörü olarak görev yaptı. 1973-1984 yıllarında İTÜ Gemi Enstitüsü Müdürü, 1981-1987 TÜBİTAK Bilim Kurulu Üyesi ve Başkanı, 1980-1995 Deniz Kuvvetleri Seyir Hidrografi İcra Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.
Bilimsel ve mesleki faaliyetleri kapsamında 18 telif kitap, 60’tan fazla makale (bir kısmı İngilizce ve Fransızca); Hollanda, İngiltere, Amerika, Fransa’da yayımlanmış 18 adet bilimsel ve teknik yayın, çok sayıda konferans ve sayısız gazete makalesine ilave olarak; asfalt tankeri, LPG gemisi, süratli sörvey gemisi olmak üzere 20’den fazla geminin dizayneri olarak eserler bıraktı. Prof. Dr. Kemal Kafalı, Ayazağa Kampüsü’nün İTÜ’ye tahsisi, taşınma ve bu kampüsün üniversiteye yakışır şekilde dizayn edilmesi, ağaçlandırılması, İTÜ’nün her biri kültürel miras olan tarihi binalarının korunması yönünde uğraş verdi; üniversitelerin yasal yapılarının güçlendirilmesi, çağdaş ve özerk bir nitelik kazanması, eğitim-öğretim olanaklarının iyileştirilmesi yönünde akademik yaşamı boyunca büyük çaba gösterdi.
Bilimsel eserlerinin yanı sıra “İTÜ’den 55 Yıllık Anılar” kitabı yarım asırlık yaşam ve tanıklık öyküsü; “Üniversitelerimiz Nereden Nereye Getirildi” kitabı ise ülkenin en önemli sorunlarından birinin başında geldiğine inandığı üniversitelerin geldiği durumu belgelere dayalı inceleyen bir çalışmadır.
Deprem Vakfı, Kabataş Eğitim Vakfı, Bilim ve Teknoloji Vakfı başta olmak üzere 10 ayrı vakıfta kurucu üye olan Kemal Kafalı, 1983-1984 dönemi Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının yanında pek çok mesleki kuruluşta üye ve başkan olarak görev aldı. 1988 yılında emekli olduktan sonra İTÜ’de ve diğer üniversitelerde ders vermeyi sürdürdü; Doğuş Üniversitesi Mütevelli Heyeti, Türk Petrol-Marmara Transport A.Ş., STFA-Sedef A.Ş.’de Yönetim Kurulu Üyesi, Alarko Holding A.Ş.’de murakıp üye olarak görev yaptı.
Prof. Dr. Kemal Kafalı, 1984 yılında bir grup İTÜ mezunu ve mensubu ile birlikte kurdukları İTÜ Vakfı’nda kurucu başkan olarak 1984-1998 yılları arasında görev yaptı, 1999 yılında onursal başkanlığa seçildi. Bu süreçte amaçlar doğrultusunda önemli atılımlar gerçekleştiren İTÜ Vakfı; kampüslerde yaptığı yatırımlarla üniversiteye pek çok tesis kazandırdı, mezunlarla üniversite arasında bir köprü oluşturdu, her yıl binlerce öğrenciye burs verdi, üniversitenin bilimsel etkinliklerine önemli bir katkı sağladı.
Kemal Kafalı, 13 Eylül 2008 tarihinde yaşama veda etti.

Ord. Prof. Mehmet Emin Kalmuk (1869 – 1954)
Modern Haberleşme Araçlarının Öncüsü
Emin Hoca… Darüşşafaka’nın yetiştirdiği büyük bilgin, mütevazı ve olgun insan. Kendisinin Yüksek Mühendis Mektebi’nde hendese okuttuğu son öğrencilerinden (1932) ve Muhabere şubesinin açılması ile (1935) okuttuğu meslek derslerinin ilk öğrencilerindenim. Onun Darüşşafaka’dan sonra gönderilip mezun olduğu Paris’teki meşhur okulu (École Supérieure des Télécommunications) ondan tam 50 yıl sonra (1939) bitirip yurda dönünce, onun yanında onunla beraber hocalık ettik.
Memleketimize modern haberleşmenin, o zamanlar önde aracı olan telgrafı o yerleştirmiş; tarihi olayların en elverişsiz şartları içinde telefon işletmelerinde olağanüstü başarılar sağlamış; denizaltı kablolarının bozukluk yerini ölçme ve hesaplamada adı dış dünyada duyulmuştur. 37 yıl süren mesleki memuriyet hayatından 1923’te kendi isteği ile ayrılmıştır. 1927’de hendese hocası olarak İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi’ne girmiş; 1929’da müderris (Ord. Prof.) olmuş; 1943’te yaş sınırı dolayısıyla öğretim görevinden ayrılmışsa da o zamana kadar yazdığı değerli kitaplarına yenilerini katmaya devam etmiştir. Hocalığa 1886’da Darüşşafaka’da başlamış; burada 27 yıl süren öğretmenliği yanında veya ondan sonra erkek ve kız muallim mekteplerinde, PTT Meslek Mektebi Âlisi’nde, Asker Fen Tatbikat Okulu’nda, nihayet İstanbul Yüksek Mühendis Okulu’nda (İTÜ) tam 57 yıl süre ile ders okutmuştur.
Ölümünden üç yıl önce kendisinden hayatını yazmasını rica etmiştim. Tevazudan reddetmemesi için de “Bu, telgrafçılığımızın tarihi için lüzumludur.” demiştim. Yazdı ve bu el yazısı vesika, ölümünde elime geçti. Azimli bir aydının bilim ve ilerleme düşmanlarına karşı savaşı; şahsi ihtiras ve rekabetlerin ibret verici hikâyesi; zengin olma, meşhur olma imkânlarını itip vazifeye, bilime ve aileye fedakârlıkla bağlanmanın destanı hatıralar…
85 yaşında ölmeden önce bütün melekeleri yerinde, zekâ ve hafızası parlak idi. Eski İstanbul’u anlatmaktan hoşlanırdı. Evine ziyarete gidince, halıya oturup kanepe kenarına koyduğu deftere inci gibi yazılar dizdiğini görürdüm.
Anılarını, hocanın bir espri-nasihati ile bitiriyorum: “Çocuklar Aliyyülâlâ (pekiyi) diplomaya özenmeyin, işe girmekte zorluk çekersiniz. Diplomanız vasat (orta) olacak ki baştakiler ‘Ah, bu da bizden!’ deyip sizi hemen işe alıversinler.”
Anlatan: Ord. Prof. Bedri Karafakioğlu (Rektör)
İTÜ Elektrik Fakültesi Telekomünikasyon Tekniği Kürsüsü
9.9.1968

Ord. Prof. Dr. Kerim Erim (1894 1952)
İlk Doktoralı Türk Matematikçi
İlk doktoralı Türk matematikçi Kerim Erim; Türkiye’de matematik eğitiminin gelişmesi, ileri matematik derslerinin üniversite programlarında yer alması, bilimsel araştırma ve etkinliklerin kurumsallaştırılması ve yüksek düzeyli matematik araştırmalarının önünün açılmasında belirleyici rol oynadı.
1894 yılında İstanbul’da doğan Kerim Erim; ilk öğrenimini Halep’te, orta öğrenimini Hendese-i Mülkiye’nin ilk sınıflarında yaptı. Mühendis Mekteb-i Âlisi’nden 1914’te mezun oldu. Aynı okulun muallim muavinliğine tayin edildi. 1917’de matematik öğrenimi görmek için kendi imkânlarıyla Almanya’ya giderek Berlin Üniversitesi’nde matematik derslerini takip etti. 1919’da Erlangen Friedrich-Alexander Üniversitesi’nde Ernst S. Fischer yönetiminde doktorasını tamamladı ve matematik doktorası yapmış ilk Türk oldu.
Almanya’dan döndükten sonra, Kasım 1919’da Mühendis Mekteb-i Âlisi’ne muallim olarak atandı. 1933 yılına kadar trigonometri, bilim felsefesi, mekanik, integral ve diferansiyel hesap, matematiksel mekanik derslerini verdi. Okulun ders programlarını düzenlemek, muallimlerini seçmek için kurulan komisyonda görev aldı; yenilikçi kararlar alınmasında etkili oldu.
Mühendis Mektebi Mecmuası’nın yayın kurulunda yer alarak dergide teorik ve uygulamalı fizik, matematik ve matematik felsefesine dair makale ve çeviriler yayımladı.
1929 yılında Yüksek Mühendis Mektebi’nde müderrisliğe (profesör) seçildi ve burada 30 yıl (1916-1946) görev yaptı. Atatürk’ün direktifleriyle başlayan üniversite reformu çerçevesinde 1932’de Cenevre Üniversitesi’nden davetle gelen ve "Maarif Vekâleti Islahat Müşaviri" tayin edilen Albert Malche başkanlığında kurulan Islahat Heyeti’nin dört üyesinden biri oldu. Bu komitenin çalışmaları doğrultusunda Darülfünun, İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürüldü; Almanya’dan pek çok bilim insanının Türkiye’ye getirilmesi sağlandı.
Ağustos 1933’te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığına atanan Kerim Erim, Reşit Galip’in Maarif Vekilliğinden istifası üzerine bu görevden ayrıldı. Görev yükü nedeniyle Yüksek Mühendis Mektebi’ndeki bazı derslerini bıraktı. 1939 yılında Richard von Mises’in İstanbul’dan ayrılması üzerine Matematik Enstitüsü Direktörlüğünü üstlendi. Bu dönemde Matematik Enstitüsü; modern matematik araştırmalarının yapılabildiği önemli merkezlerden biri konumuna geldi, Türk matematikçilerin özgün araştırmaları uluslararası kongrelerde ve yayınlarda yer almaya başladı.
1946 yılında Üniversiteler Kanunu gereği öğretim üyelerinin iki üniversitede birden çalışması yasaklandığından Kerim Erim, İTÜ’deki görevini bırakmak zorunda kaldı. 1948-1950 dönemi için tekrar Fen Fakültesi Dekanlığına seçildi ve 1952 yılına kadar bu üniversitede çalışmalarını sürdürdü. Bu süreçte pek çok bilimsel yayın hazırladı, yedi doktora tezi yönetti.
Dünya matematikçileri ile sürekli iletişim halinde olan Kerim Erim; Uluslararası Teorik ve Uygulamalı Mekanik Cemiyeti’nin 1926’da Zürih, 1930’da Stockholm, 1938’de Cambridge (ABD) ve 1946’da Paris’te düzenlediği Uluslararası Mekanik Kongrelerine katıldı. 1930’da Berlin’de Einstein ile görüştü. Bu söyleşiyi “Einstein ile Bir Saat” başlığı altında Mühendis Mektebi Mecmuası’nda yayımladı. Kerim Erim; Türk Matematik Derneği’nin ve Türk Fizik Derneği’nin kurucu üyesidir.
Kerim Erim; Türk matematikçilerin çalışmalarını sunabilecekleri olumlu bir ortam oluşturmak, dünya ile aynı seviyede araştırmalar yapmış olduklarını göstermek amacıyla, 1948’de Londra’da alınan karar gereği Sekizinci Uluslararası Teorik ve Uygulamalı Mekanik Kongresi’ni 20–28 Ağustos 1952 tarihlerinde İstanbul’da düzenledi.
Kongreye 141’i ABD’den olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden 616 bilim insanı katıldı. Kongrenin hazırlıklarını bizzat yürüten Kerim Erim, çalışmalarının yoğunluğu sebebiyle kongreden bir ay önce kalp krizi geçirdi. Buna rağmen kongreyi sağlığının elverdiği ölçüde izledi. Açılışı için hazırladığı konuşmasını Cahit Arf okudu; kapanış konuşmasını ise bizzat kendisi yaptı.
Ord. Prof. Dr. Kerim Erim, 28 Aralık 1952’de İstanbul’da yaşama veda etti. Devlet sanatçısı ünlü piyanist Gülsin Onay’ın dedesi olan Kerim Erim, vefatından 25 yıl sonra, 1977 yılında temel bilimler dalında TÜBİTAK Hizmet Ödülü’ne layık görüldü.

Dr. Fatih Birol
Dünya Enerji Politikalarına Yön Veren İsim
Fatih Birol, 1958 yılında Ankara’da doğdu. 1976’da TED Ankara Koleji’ni bitirdi. Matematik sevgisi ve gönlündeki mühendislik ideali ile İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi’nin Elektrik Mühendisliği Bölümü’ne girdi. Dönemin siyasi çalkantılarının olumsuz etkileri altında 1983 yılında mühendislik eğitimini tamamlayarak Türkiye Elektrik Kurumu’nda bir süre çalıştı. Sinema tutkusu onu Yeşilçam’da yönetmenlik deneyimine sürüklese de bu ortamın kendisine göre olmadığını anlayıp mühendislik ve özellikle enerji konusuna odaklanmaya karar verdi. 1986 yılında Sirkeci Garı’ndan bindiği tren onu Viyana’ya götürürken amacı Avrupa kültürünü tanımak ve yüksek lisans yapıp dönmekti. Çalışarak sürdürdüğü öğrencilik hayatı Avusturya hükümetinin verdiği bursla rahatlayınca, Viyana Teknik Üniversitesi’nde doktora yaparak derece ile mezun oldu.
Dr. Fatih Birol, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC)’nde petrol analisti olarak yedi yıl çalıştı; 1995–2015 yılları arasında Paris merkezli Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’nda baş ekonomist ve uzman olarak görev aldı. 2015’te, 29 üye ülkenin oyu ile dünya enerji politikalarının belirlendiği Uluslararası Enerji Ajansı’nın en yüksek pozisyonu olan icra direktörlüğüne seçildi. Birol, bu göreve gelince yenilenebilir enerji ve iklim krizi konularını ajansın gündemine aldı; modernizasyon programına liderlik ederek ajansı güvenli ve uygun fiyatlı bir enerji geleceği oluşturma yolundaki küresel çabaların ön saflarına taşıdı, kapılarını gelişmekte olan ülkelere de açarak daha kapsayıcı bir kuruma dönüştürdü.
IEA’nın enerji güvenliği odağını petrolün ötesine taşıyarak elektrik, doğal gaz, yenilenebilir enerji kaynakları ve kritik mineralleri de kapsayacak şekilde genişletmeye; IEA’yı ileri enerji teknolojileri için küresel bir merkez haline getirmeye ve IEA’nın “kapılarını” büyük gelişmekte olan ekonomilere açmaya odaklanan Fatih Birol’un bu çabaları IEA ailesine yeni hükümetlerin katılmasını sağladı ve IEA’nın küresel enerji tüketimindeki payı %40'tan %80'in üzerine çıktı.
Birol, 2009 yılında Forbes dergisinin yayımladığı, aralarında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz el-Suud ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de olduğu “Dünya Enerjisini Yönlendiren 7 Kişi” arasında gösterildi; Aralık 2017’de Financial Times tarafından “Yılın Enerji İnsanı”, TIME dergisi tarafından 2021’in en etkili 100 isminden biri olarak seçildi.
ABD eski dışişleri bakanı ve ABD özel iklim temsilcisi John Kerry; Fatih Birol’un en iyi yüksek teknoloji verilerini, iyimser bilgi birikimi ve eski usul retorik inceliği ile bir araya getirdiğini ve dünya liderleri için güvenilir bir danışman olduğunu ifade etti.
Fatih Birol’a 2005 yılında T.C. Dışişleri Bakanlığı Üstün Hizmet Ödülü verildi. Ayrıca; Fransa Ordre des Palmes Académiques Nişanı, Avusturya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı, Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı, İtalya Cumhuriyeti Liyakat Nişanı, İsveç Kuzey Yıldızı Nişanı, Irak Devlet Onur Ödülü, Japonya Yükselen Güneş Nişanı, Birleşik Krallık Melchett Madalyası, Fransa’nın en yüksek sivil nişanı olan Légion d’honneur’a layık görüldü.
Fatih Birol son olarak 2024 yılında Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed en-Nehyan tarafından, Dubai’de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi müzakerelerine katkılarından dolayı ülkenin en yüksek sivil nişanı Zayed Nişanı; enerji ve iklim değişikliği konularındaki olağanüstü katkılarından dolayı Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol tarafından Gwanghwa Madalyası ile ödüllendirildi.
2013 yılında Imperial College London tarafından fahri bilim doktorası tevcih edilen Fatih Birol, Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) fahri başkanlığını sürdürmekte olup Galatasaray Futbol Kulübü’nün ömür boyu fahri üyesidir. Dr. Fatih Birol, Mart 2022’de seçildiği üçüncü dönem IEA başkanlığı görevini yürütmeye devam etmektedir.

Tufan Erginbilgiç
Rolls-Royce’u Uçuşa Geçiren İTÜ'lü
Tufan Erginbilgiç, İTÜ İşletme Fakültesi İşletme Mühendisliği Bölümü’nden 1982 yılında mezun oldu. 1986’da Boğaziçi Üniversitesi’nde MBA, 1989 yılında ABD Ohio State Üniversitesi’nde ekonomi dalında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Kariyerine Mobil Oil’de başladı. 1996’da BP-Mobil kuruluşlarının birleşmesi üzerine BP’ye geçti ve bu kuruluşta, son beş yılı üst düzey yönetici olmak üzere 20 yıldan uzun bir süre çalıştı. Bu süreçte BP’nin rafineri, petrokimya, servis istasyonu ağı, madeni yağlar, midstream ve Air BP jet yakıtı operasyonlarını içeren iş birimini yönetti; üstlendiği görev süresince bu birimde büyük bir dönüşüm, rekor kârlılık ve güvenlik performansı elde edildi.
Havacılık ve uzay teknoloji grubu GKN de dahil olmak üzere ağır sanayi ve üretim şirketlerinde birçok bağımsız yönetim kurulu üyeliği yaptı. Altyapı işletmelerine büyük ölçekli yatırımlara odaklanan ve yatırımcılar için 81 milyar dolarlık yatırımı yöneten bir özel sermaye şirketi olan Global Infrastructure Partners’da (GIP) ortak olarak görev yaptı.
Tufan Erginbilgiç; çok uluslu ulaşım aracı üreticisi Iveco Group NV, enerji, sağlık ve teknoloji grubu DCC plc ve enerji şirketi Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.’de (Tüpraş) icracı olmayan yönetim kurulu üyesi, Surrey Üniversitesi Stratejik Danışma Kurulu üyesi olarak görev yaptı.
Uzun yıllara dayanan mühendislik ve endüstri deneyimiyle, özellikle büyük ölçekli ve dönüşüm odaklı operasyonlardaki liderliğiyle tanınan Tufan Erginbilgiç; Temmuz 2022’den bu yana dünyanın en büyük uçak motoru üreticilerinden biri olan Rolls-Royce Holdings plc’nin CEO’su olarak atandı, 1 Ocak 2023’te görevine başladı. Bu göreve atanma duyurusu yapıldığında Rolls-Royce Yönetim Kurulu Başkanı Anita Frew, Tufan Erginbilgiç hakkında “kendisinin yüksek performans gösteren ve sonuca ulaşan ekipleri yönetme becerisine ve mühendislik/endüstri deneyimine” dikkat çekti.
Erginbilgiç, Rolls-Royce yönetimini devraldığında şirket; pandemi döneminde uzun mesafeli havacılıkta yaşanan çöküşün yanı sıra Trent 1000 motorlarının pahalı onarımları ve yolsuzluk davaları gibi sorunlarla mücadele ediyordu.
Tufan Erginbilgiç ise bu ikonik küresel mühendislik markasında göreve atanması üzerine, müşterilerinin enerji dönüşümünü benimsediği, önemli ticari fırsatlar ve stratejik gelişimlerin yaşandığı bir dönemde Rolls-Royce’a katılmaktan onur duyduğunu ifade ederek şirketin mühendislik alanındaki mükemmelliği ve yenilikçi teknolojisiyle uzun yıllar boyunca oluşturduğu pazar konumlarının tüm potansiyelini ortaya koymaya ve tüm paydaşlar için değer yaratacak bir büyüme platformu oluşturmaya kararlı olduğunu vurguladı.
Tufan Erginbilgiç’in bu göreve atanmasının ardından üst yönetimi yeniden şekillendirmek ve sivil havacılık çalışmaları ile üretim verimliliği konularına daha fazla odaklanma konusundaki ısrarcı yaklaşımı ve yatırımcıların kapsamlı bir yapılandırmayı benimsemeleri ile şirketin piyasa değeri yükseldi. Rolls-Royce hisseleri yaklaşık 12 kat arttı ve grubun piyasa değeri yaklaşık 97 milyar sterline ulaşarak son iki yılda FTSE 100’de en güçlü performans gösteren şirketlerden biri haline geldi.
Financial Times’a konuşan Erginbilgiç, Rolls-Royce’un yeniden doğuşunun arkasındaki stratejiyi şu dört başlık altında aktarıyor: Çalışanlara şirketin karşı karşıya olduğu gerçekleri net biçimde göstermek, orta kademe yöneticilere odaklanan kapsamlı bir yeniden yapılanma, performans hedeflerinin net biçimde belirlenmesi, tüm hedeflerin yüksek tempoyla ve yoğunlukla hayata geçirilmesi…
Rolls-Royce; Airbus ve Boeing gibi büyük üreticiler için geniş gövdeli uçak motorları üretiyor. Aynı zamanda İngiltere Savunma Bakanlığı gibi kurumlara savaş uçağı ve denizaltı tahrik sistemleri tedarik ediyor.
Bilim ve Mühendislikte Öncü Kadınlar
253. yıllık benzersiz tarihiyle pek çok alanda öne çıkan İTÜ, belirli bir tarihe kadar sadece erkeklerin öğrenim görüp meslek edindiği ya da akademik kadrolarında yer aldığı bir kurum iken, Cumhuriyet’le birlikte sağlanan yenilikçi ve eşitlikçi bakış açısıyla kadınlara da mühendislik-mimarlık öğreniminde fırsat tanıyan öncü ve daha güçlü bir kuruma dönüştü. Günümüzde, kadın-erkek akademisyen sayısının neredeyse eşit olduğu İTÜ, bu yönüyle de dünyadaki teknik üniversiteler arasında lider konumda. Dergimizin 93. sayısında başladığımız ‘Öncü İTÜ’lü kadınlar’ yazı dizimizin dördüncüsünde akademik başarılarıyla ülkemizde ve dünyada öne çıkan kadın İTÜ'lüleri tanıtıyoruz.

Prof. Dr. Nüzhet Toydemir Gökdoğan (1910 - 2003)
Mühendis Mektebi’nin ilk kadın çalışanı,
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın Astronomu,
İlk Kadın Dekanı ve İlk Kadın Senatörü
1910 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Babası Atatürk’ün silah arkadaşlarından Mehmet Zihni Toydemir, annesi Nebihe Hanım’dır. 1928 yılında Erenköy Kız Lisesi Fen Şubesi’nden mezun olmuş ve devlet bursu kazanarak matematik-fen lisansı yapmak üzere Atatürk’ün emriyle Marsilya'ya gönderilmiştir. 1932‘de Lyon Üniversitesi’nde matematik lisansını tamamlamıştır. 1933’te Paris Üniversitesi’nde fizik eğitimi almaya başlamış, "Diplôme d'études Supérieures" sertifikasını almış ve Paris Gözlemevi'nde staj görmüştür. Başarısı üzerine Paris Gözlemevi’nde kalması önerilmiş; “Bu millete borcumuz var.” diyerek kabul etmemiş ve İstanbul’a dönmüştür. Kandilli Gözlemevi’ne yaptığı başvurunun kadro olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Ord. Prof. Dr. Erwin Finlay Freundlich tarafından kurulan Astronomi Enstitüsü’nde İngilizce verilmekte olan derslerden Gök Mekaniği dersi, 1934-1935 yıllarında Nüzhet Gökdoğan tarafından tercüme edilmiştir. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi Enstitüsü’ne ilk Türk doçenti olarak atanmıştır.
1936’da üniversite bahçesinde küçük ama modern bir gözlemevi kurulması çalışmalarına katıldı. 1936’da Yüksek Mühendis Mektebi’ne (İstanbul Teknik Üniversitesi) müderris muavini olarak atandı. Mühendis Mektebi’nin ilk kadın çalışanıdır. 1946 yılına kadar burada matematik doçenti olarak görev yaptı.
1937’de kürsü profesörü Ord. Prof. Dr. F. Freundlich'in yanında doktora tezini hazırlayarak fen doktoru unvanını aldı. Bu tez, İ.Ü. Fen Fakültesi'nin kayıtlarındaki "bir numaralı" doktora tezidir.
Mühendis Mektebi’nde tanıştığı (eski Bayındırlık Bakanı ve İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı) Ord. Prof. Dr. Mukbil Gökdoğan ile 1938 yılında evlendi. William Marshall Smart’ın Spherical Astronomy adlı eserini Kürevî Astronomi adıyla Türkçeye çevirdi. Astronomi adıyla liseler için ders kitabı hazırladı.
Kızı Gönül Gökdoğan Cumhuriyet tarihinin ilk kadın keman virtüözü, oğlu Ömer Can Gökdoğan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde profesördür. 1948’de İstanbul Üniversitesi Senatosu tarafından profesörlüğe yükseltilmiş, 1948’de ilk kadın üniversite senatörü olarak seçilmiştir. 1948 yılında Cahit Arf, Mustafa İnan ve Nazım Terzioğlu ile birlikte Türk Matematik Derneği'ni kurmuştur.
1949’da Süreyya Ağaoğlu, Sara Akdik, Şevket Fazıla Giz, Remziye Hisar, Nebahat Karaorman, Müfide Küley, Türkan Rado, Pakize Tarzi ve Beraat Zeki Üngör ile birlikte Türk Üniversiteli Kadınlar Derneğini (TÜKD) kurmuş; 1952-1970 yılları arasında çeşitli dönemlerde bu derneğin başkanlığını yapmıştır.
ABD’de Ann Arbor ve McMath-Hulbert gözlemevlerinde ve Wilson Dağı Gözlemevi ile Palomar Dağı Gözlemevi’nin merkezinin bulunduğu Pasadena’da çalıştı. İ.Ü. Astronomi Enstitüsü Başkanı Gleissberg ile 1952’de Roma’da toplanan Uluslararası Astronomi Birliği’ne davet edilmiştir. W. Gleissberg ile birlikte liseler için Kozmografya kitabı hazırlamıştır.
1954 yılında İ.Ü. Fen Fakültesi Dekanlığına seçilmiş, ilk kadın dekan olarak iki yıl bu görevini sürdürmüştür. 1954 yılında Türk Astronomi Derneği kurucuları arasında yer alarak 20 yıl boyunca bu derneğin başkanlığını yürütmüştür. Uluslararası Astronomi Birliği kongrelerine katılmıştır. Üniversiteye Lyot filtresinin satın alınmasını sağlayarak Güneş gözlemlerinin kapsamının genişletilmesini sağlamıştır.
1958’de Astronomi Kürsüsü'nün başına geçmiş; 22 yıl kürsü ve bölüm başkanlığı görevini yürütmüştür. Bu süreçte Fransa, İsviçre ve İtalya rasathaneleri ile ortak araştırma programları geliştirilmiş, pek çok uluslararası kongrede bildiriler sunulmuştur.
1978’de ikinci kez Fen Fakültesi Dekanlığına seçilmiş, bu görevi sürdürürken yaş sınırı nedeniyle emekli olmuştur. Nüzhet Toydemir Gökdoğan, 2003 yılında 93 yaşında hayata veda etmiştir.

Prof. Dr. Selma Soysal (1924 - 2011)
Cahit Arf'ın İlk Doktora Öğrencisi
İlk Kadın Matematik Profesörü
“Cahit Arf ve Ratıp Berker hocalarım, üniversite yıllarımda bana matematiğin güzelliğini sergilediler, matematik çalışma sevgisini öğrettiler; matematik de onları çok sevmişti, hem öğrencilerinin gözünde hem de dünyada parladılar…”
Matematik kariyerinin şekillenmesinde öncü rol oynayan hocalarını, İTÜ Vakfı Dergisi’ne yazdığı bir yazıda bu sözlerle dile getiren, ülkemizin ilk kadın matematik profesörü unvanının sahibi Selma Soysal, 1924 yılında Zonguldak’ta doğdu. 1941 yılında Kandilli Kız Lisesi’nden olgunluk sınavlarında matematik ve fizikten tam puan alan iki kız öğrenciden biri olarak mezun oldu. Aynı yıl Yüksek Mühendis Mektebi sınavına girmek için babasıyla birlikte geldikleri okulda, kendisinden başka kız öğrenci olmadığını görünce babasının vazgeçirmesiyle Yüksek Öğretmen Okulu sınavına girdi. O dönem Yüksek Öğretmen Okulu’nu kazananlar İstanbul Üniversitesi’ne sınavsız kayıt yaptırabiliyorlardı ve Soysal tercihini İ.Ü. Fen Fakültesi Matematik ve Astronomi Bölümü'nden yana kullandı. Matematik kariyeri; ünlü bilim insanları Cahit Arf, Kerim Erim ve Ratıp Berker’den aldığı derslerle şekillendi.
1945 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde asistan olarak göreve başladı. Cahit Arf danışmanlığında başladığı “Sonsuz Boyutlu Hilbert Uzayları” konulu doktorasını, 1949 yılında Ord. Prof. Dr. Kerim Erim, Prof. Wolfgang Gleisberg ve Ord. Prof. Dr. Cahit Arf’ten oluşan jüriden aldığı pekiyi derece ile tamamladı ve Cahit Arf’in ilk doktora öğrencisi olarak tarihe geçti.
İ.Ü. Fen Fakültesi’nde misafir olarak bulunan ünlü matematikçi Prof. Blaschke’nin temin ettiği imkânlarla Alman Matematik Araştırma Enstitüsü’nde çalışmalar yaptı. İTÜ’de misafir öğretim üyesi olarak bulunan Fransız hocaların önerisi, Ratıp Berker ve Cahit Arf’in referansları ile 1950-1951 yıllarında Centre de Recherches Scientifiques bursu ile Paris Henri Poincaré Enstitüsü’nde dünyanın en iyi matematikçileri ile çalıştı. Buradaki bursunun bir yıl uzatılmasına karşın, görevlendirme için İTÜ’den gelen yanıtta; soyut problemlerle uğraşmanın İTÜ’ye yarar sağlamayacağı ve geri dönmesi gerektiği belirtilir.
1940'lı ve 60'lı yıllar arasında Fulbright bursu ile MIT (The Massachusetts Institute of Technology, ABD)’de, Londra Birkbeck College’da araştırmalarda bulundu. MIT’de bulunduğu dönemde burada kendisinden başka kadın matematikçi yoktu.
Reel Sayılar Sistemi adlı kitabı 1967 yılında yayımlandı. 1967’de İTÜ’de profesör unvanını aldığında, Türkiye’deki ilk kadın matematik profesörü oldu. 1945 yılından itibaren 46 yıl boyunca İTÜ’de görev yaptı; 1952 yılında İnşaat Fakültesi’nde tekrar açılan Matematik Kürsüsü’nde uzun yıllar tek kadın doçent, tek kadın profesör olarak çalıştı, binlerce öğrenci yetiştirdi. Bu süre zarfında “uçan profesörler”den biri olarak İstanbul Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde de matematik dersleri verdi. 1991 yılında İTÜ’den emekli oldu.
Soysal; İTÜ Vakfı Dergisi’ne yazdığı “Sevgili Hocalarım Cahit Arf – Ratıp Berker”, “Tarihte Büyük Kadın Matematikçiler” ve “Her Şey En İyisi İçindir” başlıklı makaleleriyle dönemin matematik atmosferine pek çok açıdan ışık tuttu. Matematik alanına yöneldiği andan itibaren, matematiğin erkeklerden çok kadınlara uygun bir dal olduğunu her fırsatta yineleyen Soysal, bu görüşlerini İTÜ Vakfı Dergisi’ne yazdığı bir makalede şöyle dile getiriyor: “… Bence matematik erkeklerden daha çok kadınlara uygun bir daldır. Tüm bilim dalları tutkuyu gerektirir, ayrıca matematik için sezgi de zorunludur. Hem tutku hem de sezgi kadınlarda vardır, üstelik kadın matematikçiler daha yürekten anlatıyorlar…” Selma Soysal; hukukçu, akademisyen ve siyaset adamı Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ın ablasıdır.
Selma Soysal, 10 Ekim 2011’de hayata veda etti.

Prof. Dr. Melike Nikbay
Havacılık, Uzay ve Çok Disiplinli Tasarım Optimizasyonu Alanında Bir Lider
1973 yılında İstanbul’da doğdu. 1996 yılında Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde lisans, 1998 yılında yüksek lisansını tamamladı. Bu süreçte havacılık teknolojilerinin temelini oluşturan mekanik sistemlere duyduğu merak, onu okyanus ötesine, küresel havacılık araştırmalarının merkezine taşıdı.
1999 yılında Colorado Üniversitesi (Boulder) Hava-Uzay Mühendisliği Bölümü’nden ikinci yüksek lisans derecesini alarak uzmanlığını uluslararası bir boyuta ulaştırdı. 1998-2002 yılları arasında aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışırken, havacılık dünyasının en zorlu başlıklarından biri olan yapısal dinamik ve optimizasyon üzerine yoğunlaştı. 2002 yılında Colorado Üniversitesi’nde “Aeroelastik Optimizasyon ve Sonik Patlama Minimizasyonu” üzerine tamamladığı doktora çalışması, modern havacılık tasarımında yüksek verimlilik ile çevresel sürdürülebilirliği birleştiren özgün bir çalışma oldu. Bu akademik temel, onun ileride en karmaşık hava araçlarını bile bir mühendis hassasiyeti ve ileri düzey matematiksel modelleme derinliğiyle analiz etmesini sağlayacaktı.
2004 yılında İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nde tam zamanlı akademik hayata geçti. 2014-2016 yılları arasında Dayton/Ohio’da Wright Patterson Hava Üssü ve NASA Langley Araştırma Merkezi gibi dünyanın en prestijli havacılık merkezlerinde görev yaparak küresel savunma ve uzay teknolojilerini yerinde inceledi. 2019’da İTÜ’de havacılık ve uzay problemlerine disiplinlerarası çözümler üreten Hava-Uzay Çok Disiplinli Tasarım Optimizasyon Laboratuvarı’nı (AeroMDO Lab) kurarak bu alandaki araştırmaların kurumsallaşmasına liderlik etti.
2008 yılından itibaren Milli Savunma Bakanlığı tarafından atanarak çok sayıda NATO araştırma ekibinde görev aldı. NATO Bilim ve Teknoloji Organizasyonu (STO) bünyesindeki Uygulamalı Araç Teknolojileri (AVT) panelinde; mekanik sistemler, yapılar ve malzemeler teknik komitesi başkanlığına getirilen ilk kadın ve ilk Türk bilim insanı oldu. 2021-2023 yılları arasında AVT Panel Destek Komitesi Başkanlığı görevini yürüttü. 2023 yılında Londra’da “En İyi Makale” ödülünü; 2024 yılında ise uluslararası iş birliğini yönetme becerisi nedeniyle Ottawa, Kanada’da düzenlenen resmi törenle “NATO STO AVT Paneli Mükemmeliyet Ödülü”nü kazandı.
Nisan 2024’te İTÜ Uzay Mühendisliği Bölüm Başkanı olarak atanan Nikbay, Türkiye’nin uzay vizyonunu ve mühendislik eğitimi müfredatını şekillendirmede söz sahibi oldu. 2025 yılı itibarıyla yayımlanan çalışmaları, özellikle insansız hava araçlarının değişken hava koşullarında en yüksek performansı sergilemesini sağlayan "olasılıksal tasarım” algoritmaları ve Makine Öğrenmesi (Machine Learning) entegrasyonu üzerine yoğunlaşmıştır. Havacılık yapılarındaki “flutter” (çırpınma) olaylarını saniyeler içinde tahmin edebilen derin öğrenme modelleri geliştirerek, “Dijital İkiz” (Digital Twin) teknolojilerini sektörde standart hale getirmiştir.
Melike Nikbay’ın çalışmaları, sadece laboratuvar sınırları içerisinde kalmayıp Türkiye’nin savunma sanayiindeki “milli teknoloji hamlesi” ile akademik dünya arasındaki en güçlü köprülerden biri olmuştur. Milli Muharip Uçak (KAAN) ve çeşitli İHA/SİHA projelerinin aeroelastik, aeroakustik ve yapısal optimizasyon süreçlerine sunduğu akademik danışmanlık, onun bilgisini sahaya aktarma konusundaki yetkinliğini yansıtmaktadır. Amerikan Havacılık ve Uzay Enstitüsü (AIAA) tarafından "Akademi Üyeliği" ödülüne layık görülen ve Uluslararası Havacılık Bilimleri Konseyi (ICAS) Yönetim Kurulu’nda yer alan tek Türk bilim insanıdır.
Yetiştirdiği öğrenciler, NATO STO bünyesindeki liderliği ve AeroMDO Lab ile Türkiye’nin havacılık geleceğine ışık tutan Prof. Dr. Melike Nikbay, disiplini ve mükemmeliyetçiliği ile alanında bir ekol olmayı sürdürmektedir.

Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı
Türkiye’de İlk Yerli Propolis Üretimini Gerçekleştirerek Anadolu Propolisini Dünyaya Açan Gıda Yüksek Mühendisi ve Biyolog
Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı, Gıda Yüksek Mühendisi ve Biyolog olup, Türkiye’nin ilk ve tek yerli propolis üreticisi BEE’O’nun kurucularındandır.
1996 yılında İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu ve aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Ayrıca İTÜ İşletme Fakültesi’nde “Arı Ürünlerinin Uluslararası Pazarlanması” üzerine ikinci yüksek lisans eğitimini aldı. Akademik çalışmalarını Düzce Üniversitesi Biyoloji Ana Bilim Dalı’nda sürdürerek 2021 yılında “Arı zehri ve diğer arı ürünleri ile zenginleştirilmiş krem formülasyonlarının geliştirilmesi” konulu doktora tezini tamamladı. Meslek hayatının ilk 18 yılında gıda ve arı ürünleri sektöründe Ar-Ge ve Kalite Direktörü olarak görev yaptı; bal ve arı ürünlerinde kalite kontrol, tağşiş ve kalıntı tespiti, coğrafi ve botanik orijin belirleme, kristalizasyon davranışları ve fonksiyonel ürün geliştirme alanlarında çok sayıda ulusal ve uluslararası projeye liderlik etti.
Dr. Samancı’nın propolis ile tanışması, oğlunun sık tekrarlayan enfeksiyonları nedeniyle bağışıklık sistemini destekleyici doğal çözümler aradığı bir döneme dayanıyor. Bu süreçte, bilimsel literatürü ve tıbbi yayınları detaylı şekilde inceleyen Dr. Samancı, dünya genelinde propolis ve arı sütünün bağışıklık sistemini destekleyici amaçlarla kullanıldığını görerek, Türkiye’de yerli ve standardize edilmiş bir üretim bulunmadığını, ürünlerin büyük ölçüde ithal edildiğini ve sahte olduğunu tespit etti. Bu eksiklikten yola çıkarak ilk çalışmalarını kendi imkânlarıyla başlattı ve propolisin insan tüketimine uygun hale getirilmesi için özütleme yöntemleri üzerine yoğunlaştı. Geliştirdiği bilimsel ekstraksiyon yaklaşımı, ilerleyen süreçte patentli ve standardize edilmiş bir üretim modeline dönüştü.
2013 yılında eşi Ziraat Yüksek Mühendisi Taylan Samancı ve hocası Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu ile birlikte, İTÜ ARI Teknokent’te BEE’O’yu bir Ar-Ge projesi olarak kurup, Türkiye’de ilk yerli ve standardize edilmiş propolis üretimini hayata geçirdi.
Anadolu Propolisi 37 Ülkede: BEE’O Sürdürülebilir Üretim Modeliyle Büyüyor
BEE’O tarafından geliştirilen “Sözleşmeli Arıcılık” modeli, Türkiye’de arı ürünleri üretiminde sürdürülebilir ve izlenebilir bir dönüşüm başlattı. Arıcılara alım garantisi sunan bu model sayesinde üreticiler kaliteye odaklanırken, Anadolu propolisi bilimsel standartlarla işlenerek katma değerli ürünlere dönüştürülüyor.
Bugün BEE’O; 10.000’i aşkın sözleşmeli arıcı ve 750.000’den fazla kovanla oluşturduğu güçlü üretim ağı, 10.500 m²’lik üretim ve Ar-Ge tesisi, yaklaşık 200 kişilik uzman ekibiyle Türkiye ve Avrupa’nın en büyük katma değerli arı ürünleri üretim ve inovasyon merkezlerinden biri konumuna gelmiş durumda. Anadolu’nun 12.000’i aşkın bitki çeşitliliğinden elde edilen propolis, İTÜ ARI Teknokent’te geliştirilen patentli ekstraksiyon yöntemi ile standardize ediliyor; İTÜ Arı Ürünleri Mükemmeliyet Merkezi onay süreçlerinden geçtikten sonra tüketiciyle buluşuyor. BEE’O ürün portföyünün temelini Anadolu propolisi, arı sütü, ham bal, arı ekmeği, arı poleni ve arı zehri oluşturuyor. Bu değerli hammaddeler; bitki özleri ve vitaminlerle zenginleştirilerek takviye edici gıda, dermokozmetik ve tıbbi cihaz kategorilerinde katma değerli ürünlere dönüştürülüyor.
GMP, ISO, IFS, BRC ve FDA başta olmak üzere 30’dan fazla ulusal ve uluslararası kalite ve güvenlik sertifikasına sahip BEE’O, uluslararası pazarda BEE&YOU markasıyla: ABD’de CVS, Walmart ve Trader Joe’s; Avrupa’da ise Holland & Barrett gibi zincirlerde yer alıyor, 37 ülkeye ihracat yapıyor.
Kaynaklar:
İTÜ Vakfı Dergisi, Mart 1997, Sayı: 22
Çağatay Uluçay, Enver Kartekin, Yüksek Mühendis Okulu, Yük. Mühendis ve Yük. Mimar Yetiştiren Müesseselerin Tarihi, Berksoy Matbaası, İstanbul-1958 (İTÜ Kütüphanesi, Sayı:389).
Basın fotoğrafları https://www.flickr.com/photos/rolls-royceplc
Prof. Dr. Selma Soysal’ın yazıları:
Sevgili Hocalarım Cahit Arf – Ratıp Berker, İTÜ Vakfı Dergisi, Sayı:26, Sayfa: 86-97, Temmuz 1998.
Tarihte Büyük Kadın Matematikçiler, İTÜ Vakfı Dergisi, Sayı: 31, Sayfa; 118-124, İlkbahar 2000.
Her Şey En İyisi İçindir, İTÜ Vakfı Dergisi, Sayı:33, Sayfa: 79-82, Sonbahar 2000.
NATO Science & Technology Organization (STO): “Official NATO STO Page – AVT Panel Excellence Award 2024”.
İTÜ Medya ve İletişim Ofisi: "Öğretim Üyemize Mükemmeliyet Ödülü" (2024).
AIAA (American Institute of Aeronautics and Astronautics): “Academy Membership and Technical Contributions of Prof. Melike Nikbay”.
İTÜ Akademik Veritabanı (AVESİS): “Prof. Dr. Melike Nikbay - Bölüm Başkanlığı ve 2025-2026 Projeleri”.
ICAS (International Council of the Aeronautical Sciences): “Executive Committee Members Directory”.
NATO STO AVT-331/354 Report: “Comparison of Multi-Fidelity Optimization Methods” (Londra, 2023).
ResearchGate: “Melike Nikbay 2025 Publications - Machine Learning in Aerospace Engineering”



Yorumlar