top of page

Kurucu Bir Hafızadan Ortak Bir Geleceğe: Yükseköğretimin Yaygınlaşmasında İTÜ’nün Katkısı

Mühendishane’den Araştırma Üniversitesi’ne uzanan 252 yıllık kurucu bir hafıza. İstanbul Teknik Üniversitesi bilgiyi laboratuvara hapsetmek yerine, onu sahaya, sanayiye ve Anadolu’nun dört bir yanına taşıyan bir ekosistemin hikâyesi. Geçmişin "Mühendishane" disiplinini, bugünün dijital dönüşüm ve yapay zekâ yetkinliğiyle birleştiren İTÜ, yükseköğretimin sivil ve toplumsal rotasını belirlemeyi sürdürüyor.


İstanbul Teknik Üniversitesi, 250 yılı aşan bir kültürün taşıyıcısı olarak ülkemizin imar ve inşasında sorumluluk alarak öncü bir rol üstlenmiştir. Bu birikim, geçmişe dönük bir muhafaza alanının ötesinde; her dönemde yeniden üretilen, sorumluluk alan ve toplumsal etkiyi önceleyen bir üniversite anlayışı olarak anlam kazanır. İTÜ’nün yolculuğu, Türkiye’de yükseköğretimin yaygınlaşma süreciyle birlikte ilerlemiş; çoğu zaman bu sürecin yönünü belirleyen kurucu bir hafıza olarak şekillenmiştir. Bu hafıza, üniversiteyi kapalı bir bilgi alanı yerine, ürettiği bilgiyi paylaşan ve ülkemizin farklı bölgelerine taşıyan bir yapı olarak konumlandırmıştır.

 

Nitekim Osmanlı Devleti’nin eğitim alanındaki modernleşme sürecinde, 1773’te Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyun ile başlayan çizgi, pozitif bilimlerin kurumsal eğitimin merkezine alınmasıyla yeni bir dönem açmıştır. Matematik, geometri ve mekanik gibi alanların sistematik bir müfredat çerçevesinde okutulması, yükseköğretimi kişilere bağlı bir aktarım olmaktan çıkararak kuralları ve sürekliliği olan bir yapıya dönüştürmüştür. Mühendishane Matbaası’nda teknik bilginin yazılı hâle gelmesi, bu yapının çoğalmasını ve farklı coğrafyalara taşınmasını mümkün kılmıştır. Bu aşamada yükseköğretimin yaygınlaşması, öncelikle bilginin dolaşıma girmesiyle başlamıştır.

 

Bu yaklaşım, zaman içinde üniversite eğitiminin kapsayıcı bir nitelik kazanmasına da zemin hazırlamıştır. 1927 yılında mühendislik eğitiminde ilk kadın öğrencilerin öğrenime başlaması, yükseköğretimin toplumsal dönüşümle kurduğu ilişkinin erken bir örneği olmuştur. Üniversite, bu adımla birlikte, bilgi üretmenin ötesinde toplumsal yapıyı dönüştüren bir kurum olarak konumlanmıştır.

 


İTÜ Ayazağa Kampüsü giriş kapısı
İTÜ Ayazağa Kampüsü giriş kapısı

 

Yükseköğretimi Sivilleştirmek, Toplumsal İhtiyaçlarla Buluşturmak


19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde İTÜ geleneği, yükseköğretimin sivil hayata ve toplumsal ihtiyaçlara yönelmesinde belirleyici bir rol üstlenmiştir. 1883’te kurulan Hendese-i Mülkiye, mühendislik bilgisini kamusal faydayla buluşturan bir anlayışın kurumsal karşılığı olmuştur. Yol, köprü, altyapı ve bayındırlık alanlarında yetişen mühendisler, bilginin sahada karşılık bulmasını sağlamış; bu birikim Cumhuriyet döneminin planlama ve kalkınma hamlelerine uzanan mühendislik kapasitesini beslemiştir.

 

1909’da Yüksek Mühendis Mektebi’ne geçiş, Avrupa’daki teknik üniversite modelleriyle kurulan ilişkiyi güçlendirmiş; beş yıllık eğitim süresi ve “yüksek mühendis” unvanı, mühendislik eğitiminde uzun yıllar referans kabul edilen bir kalite eşiği oluşturmuştur.

 

Üniversite Kimliği ve Akademik Standartların Oluşumu

 

1944’te yürürlüğe giren yükseköğretim düzenlemesiyle kurum üniversite kimliği kazanmış ve İstanbul Teknik Üniversitesi adını almıştır. Fakülte temelli örgütlenme modeli, kürsü sistemi ve akademik yükselme ölçütleri bu dönemde kurumsallaşmış; modern üniversite anlayışı kalıcı bir çerçeveye kavuşmuştur.

 

İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Cumhuriyetimizle ve Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasıyla kurduğu ebedî bağın en simgesel örneklerinden biri, Anıtkabir’in tasarım ve inşa sürecinde İTÜ’lü mimar ve mühendislerin üstlendiği sorumluluktur. Ord. Prof. Emin Onat ve Prof. Orhan Arda, Anıtkabir’in mimarları olarak görev yaparken aynı zamanda Anıtkabir’in kontrol şefi olarak görev yapan Sabiha Rıfat Gürayman; Türkiye’nin ilk kadın mühendislerinden biri olarak yükseköğretimin toplumsal dönüşümde oynadığı rolü somutlaştırmıştır.

 

Bu tarihsel hat üzerinde, Ord. Prof. Ata Nutku tarafından 1930’lu yıllarda tasarlanan “Gölcük” yağ gemisi, mühendislik bilgisinin üretim süreçlerine aktarılabildiğini gösteren önemli bir eşik oluşturmuştur. Nitekim Prof. Dr. İhsan Ketin tarafından 1939’da Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın bilimsel olarak keşfi, Türkiye’nin deprem gerçeğinin bilimsel bir zeminde ele alınmasını sağlamış; üniversite bilgisinin hayati toplumsal meselelerde belirleyici bir rol üstlenebileceğini ortaya koymuştur.

 

Araştırmayı üniversite yaşamının merkezine alan yaklaşım ise zamanla güçlü bir akademik kültür üretmiştir. Prof. Dr. Necmettin Erbakan öncülüğünde başlatılan Gümüş Motor girişimi ve İTÜ Makina Fakültesi’nin akademik ve teknik katkıları, yerli motor sanayisinin temellerinin atılmasında belirleyici olmuş; yükseköğretimin üretim ve teknoloji üzerinden yaygınlaşabileceğini göstermiştir.

 

Aynı zamanda bu kültür, 1940’lı ve 1950’li yıllarda Ratip Berker ve Mustafa İnan ile şekillenen; bilimi soyut bir uğraş alanı olmaktan çıkararak ülkenin somut ihtiyaçlarıyla ilişkilendiren bir anlayış üzerinden derinlik kazanmıştır.

 


İTÜ Taşkışla binası
İTÜ Taşkışla binası

İTÜ’nün bilgi üretme kapasitesi kamusal alana da taşınmış; 1945’te kurulan ilk üniversite radyosu ve 1952’de gerçekleştirilen ilk televizyon yayını (İTÜ TV), yükseköğretimin toplumla kurduğu iletişimi genişletmiştir. 1961’de kurulan ilk Nükleer Enerji Enstitüsü, 1979’da devreye alınan TRIGA Mark-II Eğitim ve Araştırma Reaktörü, ülkenin ilk yerli analog bilgisayarının üretilmesi; araştırma altyapısının ileri teknoloji üretimi üzerinden de yaygınlaşmasını sağlamıştır. Bu altyapı, yükseköğretimin niteliğini ülke geneline taşıyan bir temel oluşturmuştur.

 

“KTÜ’nün kuruluşundan ODTÜ’nün planlanmasına, "uçan profesörler" modeliyle bilginin Türkiye geneline yayılmasından ilk teknoparkın inşasına kadar İTÜ; akademik kaliteyi her coğrafyaya taşıyan kurumsal bir okul olma misyonunu temsil ediyor. ”

 

 İTÜ’nün yükseköğretimin yaygınlaşmasına sunduğu katkılar, Anadolu’daki üniversitelerin kuruluş ve gelişim süreçlerinde somutlaşmıştır. 1955’te Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin kuruluşunda üstlenilen akademik sorumluluk; müfredatın hazırlanması, laboratuvar altyapısının kurulması ve akademik kadroların yetiştirilmesiyle geniş bir etki alanı üretmiştir.

 

Benzer biçimde Orta Doğu Teknik Üniversitesi yerleşkesinin planlama ve tasarım sürecinde İTÜ mezunlarının görev alması, yükseköğretim mekânlarının inşasında da bu kurucu yaklaşımın izlerini taşımaktadır. Sakarya ve Kocaeli’de kurulan mühendislik akademileri ile 1960–1980 yılları arasında uygulanan “uçan profesörler” modeli, yükseköğretimin nitelikli biçimde ülke geneline taşınmasını mümkün kılmıştır.

 

Bu kurucu etki, akademi ile birlikte kamu yönetimi ve karar alma süreçlerinde de karşılık bulmuştur. İTÜ mezunları arasından çıkan cumhurbaşkanları, başbakanlar ve bakanlar; yükseköğretimin mühendislik disipliniyle birlikte yönetim, planlama ve sorumluluk alma kültürü de üretebildiğini göstermiştir. Üniversitenin yetiştirdiği bu insan kaynağı, yükseköğretimin ülke ölçeğinde yaygınlaşmasının yönetim boyutunu da beslemiştir.

 


İTÜ Ayazağa Kampüsü
İTÜ Ayazağa Kampüsü

Kaliteyi ve Etkiyi Yaygınlaştırmak

 

1980’li yıllardan itibaren bu kurucu rol, kalite ve standartlar üzerinden derinleşmiştir. Uluslararası akreditasyon süreçlerinde üstlenilen öncü rol, %30 İngilizce eğitimi dâhil mühendislik eğitiminde güçlü bir referans alanı oluşturmuştur. Araştırma kapasitesinin kurumsal olarak tanımlanmasıyla birlikte İTÜ, Türkiye’de “Araştırma Üniversitesi” unvanı alan ilk üniversite olmuştur. Bu gelişme, araştırmanın bireysel çabaların ötesine geçerek üniversite ölçeğinde planlanan ve sürdürülen bir faaliyet hâline gelmesini sağlamıştır.

 

Yükseköğretimin yaygınlaşması, bu dönemde bilgi üretiminin teknoloji ve girişimcilikle buluştuğu alanlara da taşınmıştır. 1992’de kurulan ülkenin ilk teknopark yapısı, 2002’de İTÜ ARI Teknokent’in hayata geçmesi, üniversite bilgisinin sanayi ve girişimcilik ekosistemiyle bütünleşmesini sağlamıştır. Uydu yer istasyonlarından küp uydulara, enerji ve ulaşım teknolojilerinden dijital sistemlere uzanan pek çok ilk, bu ekosistemin doğal çıktıları olarak ortaya çıkmıştır.

 

“İTÜ mezunları arasından çıkan cumhurbaşkanları, başbakanlar ve bakanlar; yükseköğretimin mühendislik disipliniyle birlikte yönetim, planlama ve sorumluluk alma kültürü de üretebildiğini göstermiştir. Üniversitenin yetiştirdiği bu insan kaynağı, yükseköğretimin ülke ölçeğinde yaygınlaşmasının yönetim boyutunu da beslemiştir.”

 

 Öğrenci Kültürü, Kulüpler ve Proje Takımlarıyla Yaygın Etki

 

İTÜ’de yükseköğretimin yaygınlaşması, öğrenci kültürüyle de süreklilik kazanmıştır. 200’ü aşkın öğrenci kulübü ve proje takımı, üniversiteyi yaşayan bir birlikte öğrenme, birlikte geliştirme ve birlikte başarma alanına dönüştürmekte; roket, uydu, otonom sistem ve ileri teknoloji projeleri aracılığıyla bilgi, öğrenciler üzerinden sahaya taşınmaktadır. Bu kültür, mezunlar yoluyla ülkenin farklı alanlarına yayılan kalıcı bir ortak akıl üretmektedir.

 

Kurucu Bir Hafızadan, Sorumluluk ve Etki Odaklı Araştırma Üniversitesi’ne

 

Bugün İstanbul Teknik Üniversitesi, tarihsel birikimini Sorumluluk ve Etki Odaklı Araştırma Üniversitesi vizyonuyla sürdürmektedir. Geçmişte yükseköğretimin kurumsallaşmasını, standartlaşmasını ve ülke geneline yayılmasını mümkün kılan bu yaklaşım; günümüzde iklim krizi, afetler, enerji dönüşümü, dijitalleşme ve yapay zekâ gibi çok katmanlı sorun alanlarında sadece toplum için değil, toplumla birlikte bütüncül çözümler üretebilen bir araştırma kapasitesine dönüşmüştür. İTÜ’nün kurucu hafızası, bu yönüyle değişen koşullar karşısında sorumluluk alan, çözüm üreten ve etki oluşturan bir üniversite anlayışının sürekliliğini temsil etmektedir.

Yorumlar


İletişim

Gayrettepe Başak Sokak No:2 D:1 Beşiktaş / İstanbul

+90 212 285 69 15

i[email protected]                 KVKK

  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

Haber ve Duyuruları Almak İçin Abone Olun

Teşekkür Ederiz

© 2022 Tüm Hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. | İstanbul Teknik Üniversitesi Vakfı resmi web sitesidir. 

bottom of page