top of page

Hammaddelerin Kritikliği/Stratejikliği ve Türkiye


Küresel nüfus artışı, gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik büyümeler, imalat sanayisi üretim teknolojilerindeki gelişmeler ve ülke politikalarındaki değişimler, hem toplam miktar ve hem de kullanılan mineral çeşitliliği olarak, son yıllardaki küresel enerjidışı mineral hammadde taleplerinin de giderek artmasına neden olmuştur.

Tarih boyunca toplumlar, yaşamları için gerekli birincil hammaddeleri doğal kaynaklardan elde etmiştir, bu durum günümüzde ve gelecekte de devam edecektir. Gıda, barınma gibi temel ihtiyaçların yanı sıra, toplumların sosyoekonomik gelişmeleri sürecinde birincil hammaddelere olan gereksinimler miktar ve çeşitlilik olarak hızla artmaktadır. Günümüzde, gelişmekte olan ülkeler, özellikle imalat sanayisinde kullanılan teknoloji ve hammaddelere ulaşmakta ve bunları işlemekte zorlanırken, gelişmiş ülkeler ekonomilerini daha da güçlendirmek için, kendi ülkelerinde temin edemedikleri ve/veya yeterince bulunmayan hammaddelerin ithal yoluyla tedarikinde sorunlar yaşamaktadır.


Birleşmiş Milletler (BM) şemsiyesi altında kurulan Dünya Ticaret Örgütü (GATT-1947, WTO-1995) ve Dünya Gümrük Örgütü (WCO-1952) altında son 50-60 yılda gelişen serbest ticaret uygulamalarının, küresel hammadde ticaretinde üretici ülkeler üzerindeki tarihsel kısıtlayıcı bağımlılıkları kısmen ortadan kaldırması nedeniyle, küresel hammadde tedariki “Rekabetçi Serbest Pazar” konusu haline gelmiştir. Ancak, özellikle ekonomik gelişme atağına kalkan ülkelerden kaynaklanan hammadde talep artışları, Çin’in Nadir Toprak Elementleri için uyguladığı ihracat kısıtlamaları ve bölgesel soğuk/sıcak savaşlar gibi nedenlerle, belirli ülkelerce piyasaya arz edilen hammaddelerde fiyat rekabetinin de ötesine geçen “fiziksel tedarik” sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.


Temini Öncelikli Hammadde: Kritik/Stratejik Hammadde

Ülke dahilinde yeterince üretilemeyen, gıda maddeleri üretimi açısından hayati önem taşıyan, imalat sanayisi açısından bakıldığındaysa ülkelerin hedeflediği ekonomik gelişmeleri için çok gerekli, ikame olasılığı düşük olan hammaddeler (emtialar) alıcı ülkeler için “Temini Öncelikli Hammadde” niteliği taşır ve genelde ithalat yoluyla mutlaka temin edilir. Ancak, küresel pazarlarda temin etme güçlüğünün görece artması ve/veya belirli hammaddeler için milliyetçi ihracat kısıtlama politikalarının uygulanması veya öngörülmesi halinde, söz konusu hammaddeler “tedarik riskleri” açısından da değerlendirilmektedir.


Ülke için yaratacağı ekonomik katkıların büyüklüğü/ önemi ile öngörülen tedarik risk faktörü birlikte değerlendirildiğinde, “Temini Öncelikli Hammaddeler”in bazıları diğerlerine göre “görece daha öncelikli” bir nitelik taşıyanlar “Kritik Hammaddeler” ve bu kritik hammaddelerden, ülkenin ekonomik ve savunma güvenliğini tehlikeye atacağı öngörülenler ise “Stratejik Hammaddeler” olarak adlandırılmaktadır.


Hammadde Jeopolitiği ve Kritik/Stratejik Niteliği

Küresel nüfus artışı, gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik büyümeler, imalat sanayisi üretim teknolojilerindeki gelişmeler ve ülke politikalarındaki değişimler, hem toplam miktar ve hem de kullanılan mineral çeşitliliği olarak, son yıllardaki küresel enerji-dışı mineral hammadde taleplerinin de giderek artmasına neden olmuştur.


Özellikle, ileri teknolojiler için gerekli olan ve ikamesi zor hammadde kaynaklarının önemli bir kısmının siyasi istikrar sorunları bulunan az gelişmiş/gelişmekte olan ülkelerde bulunuyor olması ve bazı ülkelerce uygulanan kaynak milliyetçiliği, ithalatçı gelişmiş ülkeler açısından politik ve ekonomik tedarik risklerini artırmaktadır.

Son 20 yıl içindeki yetersiz hammadde üretim miktarları ve üretici ülkelerce uygulanan ihracat kotaları gibi kısıtlamalara ilaveten, yabancı şirketlerin tedarik zincirine girmesinin yasaklanması, küresel arzın daralmasına ve hammadde fiyatlarının artmasına neden olmuştur. Buna en açık bir örnek olarak, Çin’in 2011 yılında uygulamaya başladığı ihracat kısıtlamaları sonrasında, başlıca tüketici ülkeler olan ve neredeyse tamamen Çin’den ithalata bağımlı olan özellikle AB, ABD, Japonya ve Güney Kore’nin nadir toprak elementleri konusunda yaşamakta olduğu tedarik sorunları gösterilebilir.


Ayrıca, bu hammaddelerin birçoğunun, yüksek miktarlarda üretimi yapılan metal emtiaların yan ürünleri olduğu da göz önüne alındığında, tedarik riski daha da artmakta-dır. Birlikte ele alındığında, artan talep ile daha kısıtlı arz arasındaki bu dengesizlik, belirli hammaddelerin gelişmiş ülkeler için “Kritik Hammadde” (Critical Raw Materials, CRMs) olarak tanımlanmasına neden olmuştur.


Hammadde kaynakları açısından zengin rezervlere sahip ülkeler olan Çin ve Avustralya ise, kendi ülkelerindeki madencilik faaliyetlerini teşvik etme ve gelişmiş ülkeler için kritik nitelikli hammadde üretim ve dış ticaret politikalarını koruma çabası içindedir. Ancak, Avustralya ve Çin’in hammadde arz politikalarında da önemli bir farklılık vardır; şöyle ki:

• Avustralya’nın, dünyada hammadde miktar ve çeşitlilik açısından, ihracatında önemli bir yeri olmasına karşın, AB, ABD, Japonya ve Güney Kore için kritik olarak tanımlanan hammaddelerin çoğunu kendi kaynaklarından temin edebilmesi nedeniyle, ürettiği hammaddelerin önemli bir kısmı Avustralya için “Kritik” olmaktan çok “Ekonomik İhraç Kaynağı” olarak görülmektedir.

• Dünyada doğal kaynak üretiminde çok önemli bir yere sahip olan Çin ise, bu hammaddeleri dahilde işleyen kendi imalat sektörlerini koruma gerekçesiyle, gelişmiş ülkelerce tanımlanan bazı Kritik Hammadde kalemlerine, örneğin nadir toprak elementlerinde olduğu gibi, ihracat kısıtlama/yasaklamaları getirmektedir. Bu bağlamda, Aralık 2016 başında, Çin Devlet Konseyi tarafından, “ulusal ekonomi güvenliği, ulusal savunma güvenliği ve de gelişmekte olan kendi stratejik sanayi sektörlerinin artan gereksinimlerini güvenlik altına alma” gerekçesi ile petrol, doğalgaz, kaya gazı, kömür yatağı gazının (metan) yanı sıra 20 metali içeren toplam 24 maddelik bir “Korunan ve Stratejik Hammadde Listesi” yayınlanmıştır.


Zaman zaman bazı gelişmiş ülkelerce uygulanan kotalar ve ek gümrük vergi oranlarının artırılması veya ihracat kısıtlamaları türü uygulamalar dışında, halihazırda dünyada Çin hariç, “resmen beyan edilmiş” stratejik hammadde listesi yoktur.


AB, ABD, Japonya ve Güney Kore İçin Kritik Hammaddeler

Temiz enerji teknolojilerinde ihtiyaç duyulan mineraller ve malzemeler için tedarik zinciri güvenliği, yalnızca dünya çapında temiz enerji teknolojisinin yayılma hızını etkileyebileceği için değil, aynı zamanda temiz enerji teknolojisinin jeo-ekonomik rekabetler için çok önem taşıması nedeniyle de stratejik bir konu haline gelmiştir. Bu konu, 2010’ların başında Çin’in rekabetçi imalat sektörü tarafından tetiklendi ve artık basit bir mineral üreticisi veya imalat sanayi ürünleri montajcısı olmayan Çin, temiz enerji teknolojisi imalatının anahtarı olarak kabul edilen, artan miktarda mineral ve metal hammadde gerektiren daha yüksek katma değerli ürünler üreten bir ülke olarak ortaya çıktı. Bu gelişme, özellikle dünyadaki en zengin nadir toprak elementleri cevher yataklarına sahip olan Çin tarafından 2011 ihracına getirilen kısıtlamaları, mineral hammadde ithalatına bağımlı olan diğer büyük ekonomilerin hammadde tedarik zincirlerini güvence altına alma baskısını artırdı.


Bu gelişmeler sürecinde ABD, AB, Japonya ve Güney Kore, temin edememe durumunda ekonomilerinin gelişmesini sekteye uğratma olasılığı yüksek ve belirli periyotlarda güncellenen ‘‘Kritik Hammadde Listeleri’’ hazırlama çabası içine girdi. 2010 yılından itibaren ABD, AB ve Japonya tarafından, belirli zaman aralıklarında, ülkelerinin ekonomisi açısından önem taşıyan ürünler için gerekli hammaddeler, dahilden ve küresel pazarlardan tedarik riskleri açısından değerlendirilmekte ve güncelleştirilmiş Kritik Hammadde Listeleri hazırlanmaktadır. Halihazırda, 2020 itibariyle yayınlanmış olan güncel Kritik Hammadde Listelerinde, AB için 30, ABD için 35, Japonya için 34 ve Güney Kore için 35 hammadde yer almaktadır (Tablo 1). Doğal kaynak açısında zengin ülkelerden biri olan Avustralya için dahi, bu bağlamda 24 hammadde tanımlanmıştır.


İmalat sanayi sektörlerinin ihtiyaçlarının, kendi kaynaklarından sağlanma ve de dış pazarlardan temin edebilme olanaklarının farklı olması nedeniyle, ABD, AB, Japonya ve Güney Kore’nin Kritik Hammadde listeleri büyük oranda ortak metalleri içermesinin yanı sıra, bazı hammaddelerde ülkeler arasında kritik olup olmama konusunda farklılıklar olduğu görülmektedir. AB, ABD ve Japonya’nın kritik hammaddelerindeki ortaklık ve farklılıkları Şekil 1’de grafik olarak görülmektedir.


Enerji hammaddeleri dışındaki Stratejik ve Kritik hammadde listelerinin birleştirilmesi yapıldığında, Çin’in Kritik Hammadde listesinde 20’si Stratejik olmak üzere 35 hammadde türü bulunduğu görülmektedir (Yan vd. 2021). Tablo 1’de görüleceği üzere, AB, ABD ve Japonya listelerinde bulunmayan altın, bakır ve demir, Çin için kritik (ve hatta stratejik) hammaddelerdir.

Büyük ölçüde hammadde ithalatına gereksinimi olan AB, ABD, Japonya ve Güney Kore’nin kritik hammadde listeleri ile, önemli global doğal kaynak üreticileri olmalarına rağmen kendileri de hammadde ithalatına ihtiyaç duyan Avustralya ve Çin’in kritik ve stratejik hammadde listelerinin bir karşılaştırması Tablo 1’de verilmiştir.


Bu tablo incelendiğinde, beş gelişmiş ülkenin listelerinde yer alan 46 hammadde türünden 32’si Çin için de kritik hammadde niteliğinde olup, bunların 17 tanesi ise Çin için stratejik hammadde olarak resmen tanımlanmıştır. Bu da Tablo 1’deki hammaddelerden AB’nin 20, ABD’nin 26 ve Japonya’nın 25 tür hammadde için Çin’den tedarik riskinin oldukça yüksek olduğu şeklinde yorumlanabilir.

 

Ülke Düzeyinde Kritik Hammadde Yönetim Yaklaşımları

Kritik hammadde temini konusunda, benzer hedefler belirlenmesine rağmen, gelişmiş ülkeler tarafından uygulanan stratejiler bölgeler arasında farklılık göstermektedir. Örneğin, 2011-2013 sürecinde Japonya ve ABD, kritik hammadde ikamesi ve kullanımının en aza indirilmesi ve imalat sanayisi performansının iyileştirilmesine yönelik Ar-Ge’ye yoğunlaşırken, AB bunlara ilaveten, kritik hammadde kaynakları açısından zengin ülke ve ülke gruplarıyla stratejik ortaklıklar ve politika diyalogları geliştirme stratejisi ve hammadde tedarik diplomasisine ağırlık vermiştir.


Şekil 1 AB, ABD ve Japonya için ‘‘Kritik Hammaddeler’’ (halen toplam 45 çeşit)

Diğer taraftan, devlet destekleriyle Çin, 2000’lerin başından itibaren kendi maden sektörünü geliştirmenin yanı sıra, doğal kaynak çeşitliliği ve rezerv açısından zenginliğe sahip Afrika, Güney Amerika ve Avustralya kıtalarında şirket satın alma, kredi verme ve hammaddeleri uzun vadeli satın alma yaklaşımlarıyla lojistik altyapı, petrol ve madencilik yatırımlarına ağırlık vermiştir. 2016 sonunda açıklanan Stratejik Hammaddeler Listesi, Çin’in global doğal kaynak arzında bir darboğaz oluşturabilme stratejisinin açıkça beyanı olmuştur. Bir fikir vermesi açısından, Ocak 2021 itibariyle Çin’in diğer ülkelerdeki başlıca madencilik yatırımları grafik olarak Şekil 2’de verilmektedir.

 

Ülkelerdeki Kritik Hammadde Öz Kaynak Aramaları ve Üretimlerini Artırmak: Madencilik

2016 yılında yürürlüğe giren ve Ekim 2021’de Türkiye’nin de taraf olduğu Paris Anlaşması ve Glasgow’da düzenlenen COP-26 Konferansı sonrasında, 131 ülke sera gazı salımları konusunda ilke olarak “net sıfır emisyonlu/karbon-nötr” taahhütleri beyan etmiştir. “Net sıfır emisyon”, yapılacak sera gazı emisyonları ile atmosferden alınan sera gazı emisyonları arasında genel bir dengenin sağlanması anlamına gelmektedir. Bu “karbon-nötr” olma taahhütleri için genelde 2050 yılı verilirken, bu tarih Türkiye için 2053, Rusya, Hindistan ve Ukrayna için 2060, Suudi Arabistan için 2070’tir.


Karbon-nötr olma yaklaşımı, halihazırda dünya enerji üretiminde %75-80 payı bulunan petrol, doğalgaz ve kömür türü fosil yakıt kullanımlarından büyük oranda vazgeçilmesini öngörmektedir. “Yeşil enerji” kaynakları olarak adlandırılan güneş, rüzgâr enerjisi üretimi, pil ve yakıt hücresi tabanlı elektrikli araçlara ve hidrojen üretimine geçerken çok kapsamlı Ar-Ge ve imalat yatırımları gerekecektir. Tüm bu yeni yatırımlar, çok büyük miktarlarda ve metal ağırlıklı hammadde ihtiyacını ortaya çıkaracaktır. Özellikle yeşil enerji ve diğer gerekli teknolojik değişimlerin sağlanması açısından, birincil hammadde tedarikçisi olarak, madencilik sektörünün şimdiye kadar benzeri görülmemiş bir hızla büyümesi gerekecektir. Ancak, madenciliğin uzun arama süreli ve risk sermayesi yoğun bir sektör olması nedeniyle, önümüzdeki 5-15 yıl içinde karbon-nötr olma sürecinde hızla artacak hammadde talebine yeterince yanıt verememesi ve dolayısıyla global düzeyde tedarik darboğazları/riskleri ve aşırı fiyat dalgalanmalarının ortaya çıkması kuvvetle olasıdır.


Yukarıda özetlendiği üzere, olası hammadde darboğazlarının aşılması için ilk yapılması gereken, ülkelerin “doğal öz kaynak”ı olan maden cevherlerinin çıkarılmasına yönelmektir. Bunun gerekli ve başarılı olduğuna en yakın tarihli ve milli bir örnek olarak, Cumhuriyet’in ilk on yılında ülkemizin sanayisinin acilen ayağa kalkabilmesi için oluşturulan madencilik politikasıyla Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Etibank ve Sümerbank’ın 1933-35 döneminde kurulmuş olması gösterilebilir.


Karbon-Nötr olma çabası içindeki gelişmiş ülkelerin, ekonomilerini daha da güçlendirme çabalarında en önemli engel, belirli hammaddeleri tedarik etmekte karşılaşacakları sorunlardır. Öz kaynaklarının sınırlı olması, hatta jeolojik olarak bulunmaması nedeniyle AB, Japonya ve Güney Kore bu olasılığa açık örnekler olarak gösterilebilir. Diğer taraftan, ekonomileri, kritik hammaddelere gereksinim duyan ileri teknoloji imalat sektörlerine dayalı olmayan Avustralya, Kanada, Rusya, Güney Amerika ülkeleri gibi doğal kaynak varlığı açısından zengin ülkeler içinse, maden kaynaklarını geliştirmek stratejik bir konu haline gelmiştir. Doğal kaynak varlığı açısından zengin ve hâlâ gelişmekte olan bir ülke konumundaki Çin’deyse durum oldukça farklıdır. Çin, kritik hammaddelere gereksinim duyan ileri teknoloji imalat sektörlerinin de mevcudiyeti nedeniyle, bazı kritik hammaddelere (örneğin nadir toprak elementlerinde olduğu gibi) ihracat kısıtlama ve yasaklamaları getirmeyi sürdürebilir.


“Madenciliğin uzun arama süreli ve risk sermayesi yoğun bir sektör olması nedeniyle, önümüzdeki 5-15 yıl içinde karbon-nötr olma sürecinde hızla artacak hammadde talebine yeterince yanıt verememesi ve dolayısıyla global düzeyde tedarik darboğazları/riskleri ve aşırı fiyat dalgalanmalarının ortaya çıkması kuvvetle olasıdır.”


Tablo 1 OECD ve dokuz ülkenin karşılaştırmalı kritik hammadde listeleri

 

Kritik Hammadde İthalatında Tedarik Riskini Azaltma: Hammadde Diplomasisi

Kritik hammaddelerin temini konusunun, ülke ekonomilerinin sürdürülebilirliği için hayati önem taşıması nedeniyle, 2010’ların ortalarında AB, ABD ve Japonya gibi ülkeler kritik hammadde listelerindeki emtia tedarikini güvence altına alabilmek için; Arjantin, Brezilya, Kanada, Şili, Çin, Kolombiya, Grönland, Japonya, Meksika, Peru, Uruguay, EuroMed ülkeleri (Fas, Tunus ve Mısır) ve Afrika Birliği’yle politika diyalogları ve de stratejik ortaklık oluşturma düzeyinde işbirlikleri kurma çabası içine girmiştir. AB için en son örnek, 13 Temmuz 2021’de imzalanan “ABUkrayna Hammadde Stratejik Ortaklığı”dır. Ancak, 2022 başlarında ortaya çıkan Ukrayna-Rusya sorunu nedeniyle, Ukrayna’daki AB için kritik hammadde üretim alanlarının önemli bir kısmından tedarik riskinin artacağı öngörülebilir.


Şekil 3 AB’nin hammadde tedarik güvenliği için stratejik ortaklıkları (5 Nisan 2022)

AB Komisyonu temsilcileri (İç Pazar, Endüstri, Girişimcilik ve Küçük Ölçekli İşletmeler Genel Müdürlüğü DG GROW) tarafından Nisan 2022 başlarında yapılan bir sunumda, AB’nin hammadde temini konusundaki stratejik ortaklıkları dünya haritası üzerinde gösterilmiştir (Şekil 3). Bu şekilden anlaşılacağı üzere, Sırbistan’la da lityum, bor ve magnezyum için stratejik ortaklık konusu AB gündemindedir; ancak, Ukrayna-Rusya Sorunu sonrasında ortaya çıkan politik gelişmelerde, Sırbistan’ın AB/ABD yaptırımlarına direnmesi nedeniyle, bu tür bir stratejik ortaklık yaklaşımı sekteye uğrayabilir.


 

Kritik Hammadde Üreticileri, Ticaretçileri ve Dernekleriyle İşbirlikleri: AB örneği

Avrupa, imalat sanayilerinin küresel rekabet gücünü güvence altına almak ve kaynakları verimli kullanan, sürdürülebilir bir topluma geçişi hızlandırmak için hammadde ithalatına büyük ölçüde bağımlıdır. Bu bağımlılığı en aza indirebilmeye yönelik olarak, 2008 yılında kurulmuş bağımsız bir AB organı olan Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü (European Institute of Innovation & Technology EIT) bünyesinde “Dijital”, “İnno-Enerji”, “İklim”, “Sağlık”, “Hammaddeler”, “Gıda”, “İmalat” ve “Kentsel Hareketlilik” başlıklı sekiz program oluşturulmuştur. Bunlardan, bu yazının konusuyla ilgili olan, EIT-Hammaddeler (EITRawMaterials) Programı’nın vizyonu “hammaddeleri Avrupa için önemli bir güç haline getirmek”, misyonu da “inovasyon, eğitim ve girişimciliği destekleyerek değer zinciri boyunca AB ekonomisinde mineraller, metaller ve malzeme sektörünün sürdürülebilir rekabet gücünü sağlamak ve bu konularda AB isdihdam olanaklarını artırmak” olarak belirtilmiştir. Bu program kapsamında;

• 2017 yılında AB ulusal yetkililerini bölgeleri, endüstri araştırma enstitülerini ve akü/batarya değer zincirindeki diğer paydaşları bir araya getirmek amacıyla, AB Komisyonu ve Avrupa Yatırım Bankası tarafından desteklenen, Avrupa Batarya Birliği (EBA) ve,

• Eylül 2020’de AB Kritik Hammaddeler Eylem Planı ve 2020 Kritik Hammadde Listesi’nin yayınlanmasıyla birlikte, birincil hammaddeler, gelişmiş malzemeler ve ara ürünler, nihai ürünler ve geri dönüşüm konularında çalışmak üzere, Avrupa Hammadde Birliği (European Raw Materials Alliance-ERMA) kurulmuştur (ayrıntılı bilgi için bkz. https://erma.eu/eit-raw-materials/).


Kritik Hammadde İthalatında Tedarik Riskini Azaltma: İkame ve Geri Kazanım

Döngüsel ekonomiyi güçlendirmek ve kritik hammaddelerdeki tedarik riskini azaltma konusunda, ikame hammaddeler ve geri dönüşüm/kazanım yaklaşımları, AB, ABD ve Japonya için en öncelikli AR/GE konuları haline gelmiş ve bu amaçla büyük bütçeli proje merkezleri kurulmuştur. Bu bağlamda, Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü (EIT) bünyesinde yürütülen “CRM-InnoNet” programı kapsamında, kritik hammaddelerin başka elementlerle “ikame”si konusunda yoğun çalışmalar yapılmaktadır.


“Geri dönüşüm/kazanım” etkinliği, ürünlerdeki metal içeriği, ürünün tüketim ömrü, geri kazanım teknoloji ve tesislerinin varlığı, metallerin birim fiyatı ve toplanabilirliğine bağlı olarak değişmektedir. Örneğin imalat sanayisinin temel metalleri olan demir/çelik, bakır ve alüminyum gibi metallerin hurdalardan geri kazanımı oldukça yaygın olarak yapılabilmesine karşın, metal alaşımlarda düşük konsantrasyonlarda bulunan veya ileri teknoloji ürünü elektrikli ve elektronik ürün hurdalarında çeşitliliği çok olan kritik hammaddelerin “geri kazanım”ı kritik hammadde darboğazını aşma açısından önemli bir konudur. Ancak, geri dönüşüm/kazanım etkinliği, demir/çelik, bakır ve alüminyum hurdaları için %40 ila %80-90 arasında değişiklik gösterirken, halihazırda kritik listelerdeki hammaddelerin en az %70’i için “neredeyse sıfır”, geri kalanı için ise %5-20 düzeyindedir (European Commission, 2018).


Kritik Hammadde Stoklarını Artırmak

Fiyatları manipüle etmek veya yakın bir gelecek için ülke ihtiyaç güvenliğini sağlamak amacıyla, uluslararası pazarlara arz etmemek ve/veya pazarlardan toplamak olarak tanımlanabilecek, hammadde ve ürünlerin “stoklanması”, ticarette tarih boyunca uygulanmakta olan bir yöntemdir. Stoklama yapabilmek için, malın uzunca bir süre için bozulmadan depolanabilir olması ve yeterli finansal güç gerekir.


Özellikle ülke ekonomisinin lokomotifi olan enerji, imalat ve gıda sektörlerinin ihtiyacı olan, ithalata dayalı kritik hammaddelerin tedarik riskini azaltmak amacıyla, ülkelerin hammadde stokları yaptıkları bilinmektedir. 2010’lardan beri günümüzün kritik hammaddeleri uluslararası pazarlarda rekabet halindeki ürün üretici ülkeler tarafından genelde 45-60 günlük ihtiyaçlar için “stratejik rezerv” olarak stoklanmaktadır. Son iki yıl içinde yayınlanan global pazar araştırma haberlerinden anlaşılacağı üzere, Tablo 1’deki 46 hammadde türünden, sayıları 35’i geçen hammadde emtialarının stoklama sürelerinin bazı ülkelerce (örneğin, Güney Kore) 100 güne kadar uzatılması söz konusudur.


“Kritik”ten “Stratejik”e Geçiş

Görece kavramlar olan ve “Kim için, kime karşı, ne zaman, ne kadar süre için” türü sorgulamalara açık olan “Kritik” ve “Stratejik” tanımlarının yanı sıra, “Kritik”ten Stratejik”e geçiş de irdelenmesi gereken bir konudur.


• Kim için?: Kendi ülkesinin imalat sektörü, ürün üretimi; ekonomik gücün gelişmesi için.

• Kime karşı?: İthalatta tedarik riski yaratanlara karşı.

• Ne zaman?: Tedarik riski belirli düzeyi aştığında.

• Ne kadar süre için?: Aşırı tedarik riski sürmeye devam ettiği sürede.


Özetle, “Kritik” olarak tanımlanan bir hammaddenin “Stratejik” konuma geçmesi, tedarik riskinin “kabul edilemez düzeye” geçmesi durumunda ortaya çıkmakta ve tedarik sorununun çözümü için ülkelerarası yoğun diplomasi ve hatta ulusal güvenlik gücü (askeri müdahale) devreye sokulmaktadır.


Stratejik doğal hammadde dendiğinde, uluslararası düzeyde petrol ve diğer fosil yakıtlar ve ülkelerarası düzeyde akarsular akla gelmektedir; ancak, ülke ekonomileri açısından hayati öneme sahip gıda ve imalat sanayi ihtiyacı açısından yetersiz/kıt olan diğer hammaddeler de ülkeler için stratejik konuma gelebilmektedir.


Çin: Kritik/Stratejik Hammaddeler

İleri derecede bağımlılığı çağrıştırması nedeniyle, savaş dönemleri haricinde, ülkeler genelde ithalat ihtiyaçları olan ürün ve hammaddeleri “Stratejik” olarak beyan etmez ve “Kritik” olarak listelenen hammaddelerin tedariki, ikamesi, geri kazanımı ve stoklanmasını kapsayan “Stratejik Planlar” üzerinde çalışırlar. Halihazırda hem kendi ihtiyacı olan ve hem de dünyada en önemli üreticisi olduğu bazı hammaddeleri “Stratejik” olarak beyan eden yegâne ülke Çin’dir. Açıkça beyan edilmiyorsa da petrol, gaz, altın, demir ve bakır gibi, Çin’in kendi taleplerini karşılamaya yeterli olmayan yerli üretim hammaddeleri “Stratejik Kıtlık Mineralleri” ve nadir toprak elementleri gibi, Çin’in yüksek miktarlarda ürettiği ve işlediği 17 hammadde “Stratejik Avantajlı Hammaddeler” olarak tanımlanabilir. Bu örnekten anlaşılacağı üzere, “stratejik hammadde” tanımı hem ülkenin ithal etme ihtiyacı duyduğu ve hem de uluslararası alanda kendisine pazar gücü sağlayacak emtialar için kullanılabilir.


Kritik/Stratejik Hammaddeler: Ukrayna/Rusya Sorunu ve AB

Hammaddelerin kritikten stratejik konuma geçişine en güncel örnek olarak, Şubat 2022 sonlarında başlayan, Rusya-Ukrayna Savaşı gösterilebilir. Rusya’nın bu savaşı başlatmasının nedenlerinden biri olarak; AB, ABD ve İngiltere’nin NATO’yu da katarak doğalgaz hatları, limanlar ve doğal kaynaklar açısından önemli bir jeopolitik pozisyondaki Ukrayna’yı Rusya’dan izole etme stratejisi karşısında, Rusya’nın ekonomik ve politik açıdan kaybedebileceği “Kritik İhtiyaç”larını “Stratejik” olarak tanımlayıp askeri güce başvurduğu da düşünülebilir. Bilindiği üzere, bir yıl önce 13 Temmuz 2021 tarihinde, AB’nin kritik hammadde listesindeki çok sayıda hammadde kaynağını arama/geliştirme ve teknolojik/ticari iş birliğine yönelik “AB-Ukrayna Hammadde Stratejik Ortaklığı” başlatılmıştı.


AB-Ukrayna arasındaki bu stratejik ortaklık demir, boksit, kokluk kömür, manganez, lityum gibi hammaddelerde yatırımları olan Rusya’nın olası ticari kayıplarını ve tedarik riskini artırabilir nitelik taşımaktadır. Rusya’ya derhal uygulanan ekonomik yaptırımlara rağmen, AB için hayati önem taşıyan doğalgaz tedariki AB’nin en öncelikli stratejik enerji hammaddesi haline gelmiş ve 10-11 Mart 2022’de Fransa’da Paris yakınındaki Versay’da düzenlenen gayriresmi Avrupa Konseyi toplantısında, AB liderleri Ukrayna, güvenlik ve savunma, enerji, ekonomik ve mali işler konularına odaklanmış ve bir ortak görüş olarak “Versay Deklarasyonu”nu kabul etmişlerdir. Söz konusu deklarasyonda, çok sayıdaki stratejik irdelemeler arasında, AB’nin Rus fosil yakıtlarına bağımlılığının aşamalı olarak kurtulması gerektiğinin ve stratejik bağımlılığının azaltılması gereken kilit sektörlerin “kritik hammaddeler, yarı-iletkenler, sağlık, dijital ve gıda” olduğu belirlenmiştir.


Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, Mart 2022 başında

gazetecilere hitaben yaptığı bir konuşmada, “Fransa’nın daha bağımsız bir ulus olması gerektiğine olan inancım, bize kırılganlıklarımızı ve bağımlılıklarımızı gösteren bir pandemi sürecinde arttı; Rusya-Ukrayna Savaşı da bize enerji ve hammadde alanlarındaki kırılganlıklarımızı ve bağımlılıklarımızı hatırlatıyor,” sözleri sorunu özetlemektedir.


Kritik Hammaddeler: Ukrayna ve Rusya

Ukrayna, Türkiye dahil çok sayıdaki ülke için bir tahıl ambarı olarak görülmesinin yanı sıra, doğalgaz/petrol üretimi ve özellikle iletimi; kömür, demir, grafit, titanyum, manganez, fosfor, zirkon, çeşitli seramik killeri ve kuvars kumu yatakları açısından, başta AB olmak üzere çok sayıda ülke için hammadde tedarikçisidir. Buna ilaveten, Belarus’tan Ukrayna’nın güneydoğusuna kadar uzanan 3000 metreye kadar devam eden derin potas oluşumlarındaki lityum ve nadir toprak elementleri olanakları da araştırılmaktadır. Bu ve AB için diğer kritik hammadde kaynaklarına da sahip olan Ukrayna’nın, hem AB ve hem de bu kaynakların varlığını iyi bilen Rusya için stratejik ortak olarak görülmesi doğaldır.


Halen devam etmekte olan askeri harekâtta, Rusya’nın kontrol altına almaya çalıştığı Donetz-Luhansk başta olmak üzere Ukrayna/Rusya sınırındaki diğer bölgelerin, kendi yatırımlarının da bulunduğu önemli lojistik, ağır sanayi tesisleri ve hammadde kaynaklarına sahip bölgeler olduğu açıkça görülmektedir. Dolayısıyla, AB’nin stratejik ortaklık yapma yaklaşımının, olası NATO genişlemesi nedeniyle ortaya çıkabilecek askeri güvenlik sorununun yanı sıra, bu bölgelerin hammadde tedariki açısından da önemini Rusya için “Kritik”ten “Stratejik”e dönüştürdüğü görülmektedir.


Ukrayna-Rusya çatışmaları ve Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar, Ukrayna’nın yanı sıra Rusya’nın da çok önemli tedarikçisi olduğu platin, palladyum, vanadyum, alüminyum, nikel, germanyum, molibden, kokluk kömür ve diğer kritik hammaddelerin de özellikle AB, ABD ve İngiltere için, sorun diplomatik olarak çözülene kadar, tedarik riskini çok artırmıştır. Bu durum, dünya pazarlarında büyük fiyat ve tedarik spekülasyonlarına ve ürün üretim kayıplarına yola açacak niteliktedir.


Ayrıca, Ukrayna-Rusya sorununun yanı sıra, Ağustos 2022’de ortaya çıkan Çin/Tayvan-ABD arasındaki güncel jeopolitik gelişmeler nedeniyle AB’nin 2020 listesinde, tedarik riski açısından “Kritik” olarak beyan edilmemiş olan, krom, manganez, arsenik, kalay, aluminyum, molibden, nikel, kadmiyum, çinko, bakır, altın, gümüş, kurşun, soy gazlar (Kr, Xn, Ne), kaolin kili, demir cevheri, feldispat, manyezit, perlitin dahil olduğu, yaklaşık 30 hammaddenin olası “Kritik”lik niteliği günümüzde AB Komisyonu’nda irdelenmektedir.


Ukrayna/Rusya Sorunu ve Güncel Global Hammadde Krizine İki Örnek

Rusya-Ukrayna çatışmalarının en bariz iki örneği olarak, dünya pazarlarında güncel olarak (Nisan 2022) yaşanmakta olan Ukrayna menşeli “neon gazı” ve “seramik kili” kıtlığını gösterebiliriz.



“Neon gazı” yarı-iletken elektronik devrelerin (silika çiplerin) üretiminde kullanılan lazerli kazıyıcılar için gerekli bir hammaddedir ve bu gaz çok yüksek miktarlarda oksijen ihtiyacı olan çelik üretim tesisleri için kurulan, havadan saf oksijen üretimi sırasında ortaya çıkan yan ürün gazlarının ileri rafinasyonuyla elde edilmektedir. Dünya neon üretiminin %35-40’ı Ukrayna ve Rusya tarafından yapılmaktadır ve Ukrayna’daki önemli iki rafinasyon tesisinden biri, halihazırda çatışmaların yoğunlaştığı Mariupol bölgesinde, diğeriyse Odessa’dadır. Gelişmiş ülkelerdeki neon gazı stoklarının azlığı ve 4-5 misli artan fiyatlar nedeniyle, halihazırda “global çip tedarik sıkıntısı” yaşanmaktadır. Önümüzdeki dört yıl içinde %30-35 artması beklenen neon talebine karşın, savaş ve ekonomik yaptırımlar nedeniyle ortaya çıkacak arz kısıtlamaları, (güneş enerjisi panelleri de dahil olmak üzere) elektronik çiplerin kullanıldığı tüm ileri teknoloji ürünlerin imalatında daha büyük bir küresel krize neden olabilir. Dolayısıyla, neon ve helyum gibi endüstriyel gazların konumu, şu anda “Kritik”’ten “Stratejik”e geçmiş durumdadır.


“Önümüzdeki dört yıl içinde %30-35 artması beklenen neon talebine karşın, savaş ve ekonomik yaptırımlar nedeniyle ortaya çıkacak arz kısıtlamaları, (güneş enerjisi panelleri de dahil olmak üzere) elektronik çiplerin kullanıldığı tüm ileri teknoloji ürünlerin imalatında daha büyük bir küresel krize neden olabilir. Dolayısıyla, neon ve helyum gibi endüstriyel gazların konumu, şu anda ‘Kritik’’ten ‘Stratejik’e geçmiş durumdadır.”

Ukrayna 2019 yılında yaklaşık 5 milyon tonluk dünya seramik kili (ball clay) pazarının %81’ini sağlamıştır. Bu konuda en büyük ithalatçılar yaklaşık 3,4 milyon tonla İspanya, İtalya ve Polonya gibi AB ülkeleri olup, Türkiye’nin de yaklaşık 200 bin tonluk ithalatı bulunmaktaydı. Seramik sektörünün temel hammaddesi olan bu seramik kilinin Ukrayna’dan temin olanaklarının kesilmesi nedeniyle, şu anda dünya seramik sektöründe, özellikle İtalya ve İspanya’da büyük bir panik yaşanmaktadır. Dünyada beşinci, Avrupa’da İtalya ve İspanya’yla ilk üçte yer alan seramik sektörümüzün yaklaşık %80’i Türkiye’deki madenlerden elde edilmektedir ve bu hammadde, şu anda Türkiye için de “Kritik” durumdan “Stratejik” duruma geçmiş bulunmaktadır.


Ve Türkiye: 2022

Türkiye için beyan edilmiş kapsamlı bir kritik veya stratejik hammadde listesi halihazırda her ne kadar bulunmasa da, gelişmiş ülkelerin kritik hammadde listesindeki hammadde emtialarının tümüne yakını Türkiye için de “Temini Öncelikli Hammaddeler” niteliği taşımaktadır. Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin ışığında öne çıkan “ithalata bağımlı hammadde ve işlenmiş metaller” için bir “ekonomik önem” irdelemesi sonrasında; RusyaUkrayna, Afrika ve Güney Amerika ülkelerindeki politik gelişmeler ışığında olası “tedarik riskleri” de göz önüne alınarak, bir kritik hammaddeler listesinin hazırlanmasında yarar bulunmaktadır. Ancak, bu kritik hammadde listesinin hazırlanmasında sadece gelişmiş ülkelerin listelerindeki hammaddeler değil, Çin listesindeki ilave altın, bakır, demir, kömür gibi, imalat sanayimizin temel ihtiyacı olan ve yüksek oranda ithalata dayalı hammaddelerin ve işlenmiş metallerin (alaşımların) da ele alınması gerekli olacaktır.


Şu anda, dünya rezervlerinin %70 civarındaki doğal kaynak rezerviyle bor cevherleri ülkemizde “stratejik” olarak tanımlanmaktadır ancak, bu tür bir stratejikliğin getirebileceği pazar avantajlarından ne kadar yararlandığımızın sorgulanması gerekir. Şöyle ki, bor ve tuzlarındaki ithalatın %98’ini ve antimon cevherleri ithalatının

%62’sini Türkiye’den temin ettiğini raporlayan AB, politik nedenlerle, Türkiye’yi hâlâ bir stratejik iş birliği ortağı olarak görmemektedir.


“Bor ve tuzlarındaki ithalatın %98’ini ve antimon cevherleri ithalatının %62’sini Türkiye’den temin ettiğini raporlayan AB, politik nedenlerle Türkiye’yi hâlâ bir stratejik iş birliği ortağı olarak görmemektedir.”

2053 yılında “Karbon-Nötr” olma taahhüdünde bulunan Türkiye, bu hedefe ancak güneş ve rüzgâr enerjisi üretimi ve ileri teknolojilere dayalı elektrik enerjisi depolama ürünlerinin imalatıyla ulaşabilir. Yeşil kalkınmanın temel gereksinimi olan tüm yeni araç ve gereçler için çok yüksek miktar ve çeşitlilikte metal temininin de güvence altına alınması, özellikle ülke madencilik ve malzeme sektörünün ve kritik hammaddeler konusunda geri kazanım sektörünün geliştirilmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda, Türkiye için aşağıdaki konuların irdelendiği, kısa ve orta vadeli bir “Hammadde Stratejisi Eylem Planı” hazırlanmasında yarar görülmektedir:


• Tablo 1’deki Çin listesinden başlayarak diğer ülke hammaddelerini de kapsayan, bir kritiklik irdelemesinin yapılması,

• Ülkemizdeki maden öz kaynak aramalarının ve madencilik üretimlerinin artırılması,

• Atıklardan kritik hammadde geri kazanım sektörünün geliştirilmesi ve kritik hammaddeler için ikame madde kullanım olanaklarının artırılması,

• Hammadde kaynakları zengin ülkelerle, global kritik hammadde üreticileri ve ticaretçileriyle iş birlikleri oluşturarak, hammadde ithalatında tedarik riskinin azaltılması ve ihracat fırsatlarının değerlendirilmesi,

• Kritik hammadde ve olası ikame hammadde stoklarının artırılma olanaklarının irdelenmesi.


KRİTİK HAMMADDE LİSTELERİ İÇİN KAYNAKÇA

  • Australian Critical Minerals Prospectus 2021, Austrade, erişim tarihi: 04Ekim 2022, https://www.austrade.gov.au/news/publications/australian-c- ritical-minerals-prospectus-2021

  • European Commission. 2018. “Report on Critical Raw Materials in the Circular Economy”, https://op.europa.eu/en/publication-detail/-/publica- tion/d1be1b43-e18f-11e8-b690-01aa75ed71a1

  • Hatayama, H., K. Tahara. 2015. “Criticality Assessment of Metals for Japan’sResource Strategy”, Materials Transactions, Cilt 56, Sayı 2, s. 229-235.

  • China Ministry of Land and Resources. 2016. “Our countryhas identified 24 minerals as strategic minerals”, http://www.gov.cn/xinwen/2016-11/30/ content_5140509.htm

  • Commonwealth of Australia, Department of Industry, Science,Energy and Resources. 2022. “Critical MineralsStrategy”, Mart 2022, https://www. industry.gov.au/publications/critical-minerals-strategy-2022

  • Coulomb, R. vd. 2015. “Critical Minerals Today and in 2030: An Analysis for OECD Countries”, Environment Working Paper, Sayı 91, ENV/

  • WKP(2015)12, https://www.oecd-ilibrary.org/docserver/5jrtknwm5hr5en. pdf?expires=1664962604&id=id&accname=guest&checksum=79707A- 289E38651419195E5A1BB75D93

  • European Commission. 2020. “Critical Raw Materials Resilience: Chartinga Path towards greater Securityand Sustainability”, EU COM/2020/474 final, https://ec.europa.eu/docsroom/documents/42849

  • USGS. “2022 Final List of Critical Minerals”, Federal Register, https:// www.federalregister.gov/documents/2022/02/24/2022-04027/2022-fi- nal-list-of-critical-minerals

  • Gupta, V. vd. 2016. GuptaCritical Non-Fuel Mineral Resources for India’s Manufacturing Sector: A Vision for 2030. New Delhi: Council on Energy,Environment and Water.

  • Lusty, P.A.J. vd. 2021. “UK criticality assessment of technology critical mine- rals and metals”, BGS, https://www.bgs.ac.uk/download/uk-criticality-as- sessment-of-technology-critical-minerals-and-metals/

  • Lee, K., J. Cha. 2021. “TowardsImproved Circular Economy and ResourceSecurity in South Korea”, Sustainability 2021, 13, 17, https://dx. doi. org/10.3390/su13010017

  • Nakano, J. 2021. “The Geopolitics of Critical MineralsSupply Chains,Center for Strategic and International Studies”,CSIS, https://www.csis.org/analy- sis/geopolitics-critical-minerals-supply-chains

  • Wenyi, Y., vd. 2021.“Criticality assessment of metal resources in China”, iS- cience 24, 102524, 25 Haziran 2021, CellPress, OpenAccess: https://www. cell.com/iscience/pdf/S2589-0042(21)00492-2.pdf


Dr. Caner Zanbak

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi

Türkiye Madenciler Derneği Çevre Koordinatörü

bottom of page