İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik: Kalıcı Değişim İçin Toplumsal Dönüşüm ve Disiplinler Arası İşbirliği
- Baret Binatlı, P.E., PMP İnşaat Y. Mühendisi, Pasif Ev Tasarımcısı
- 17 saat önce
- 2 dakikada okunur
İTÜ Vakfı Dergisi’nin 93. ve 94. sayılarında yayımladığımız dosyalarda, bina sektörüne yönelik karbonsuzlaşma stratejilerine, yeşil ekonomi finansmanına, yapı bilgi modellemesi ve pasif ev uygulamalarına; ayrıca sürdürülebilir yapı malzemeleri olarak ahşap ve sıkıştırılmış toprak kullanımına odaklanmıştık. Bu sayımızda ise dönüşümün farklı boyutlarını derinleştiren üç önemli yazıyla karşınızdayız. Bu yazılar, ulusal ölçekte bir ağ girişimi ile Avrupa merkezli daha geniş kapsamlı bir dönüşüm hareketini ele alırken; disiplinler arası bir araştırma örneğiyle yeşil dönüşümde etkili işbirliklerinin taşıdığı kritik rolü vurguluyor.

İlk yazımızda, WRI Türkiye'den Meltem Bayraktar, 2024 yılında AB eş finansman desteğiyle WRI Türkiye liderliğinde, Sıfır Enerji ve Pasif Ev Derneği (SEPEV) ortaklığında ve Danimarka Yeşil Büyüme Ağı (DGGN) işbirliğiyle hayata geçirilen Türkiye Sürdürülebilir Binalar Ağı’nı (TSBA) ve bu ağ aracılığıyla bina sektöründe çok paydaşlı dönüşüm zemini oluşturma çabalarını detaylı bir şekilde aktarıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı doğrultusunda kurulan TSBA, ortak öğrenme, kapasite geliştirme ve politika üretme amacıyla Türkiye’nin şimdilik 39 farklı ilinden 500'ün üzerinde paydaşıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.
İkinci yazımızda, Turner International Türkiye’den Ertuğrul Aksoy, Avrupa Komisyonu’nun başlattığı ve Avrupa Yeşil Mutabakatıyla uyumlu olan Yeni Avrupa Bauhaus (NEB – New European Bauhaus) girişimini ve 2024 yılında Belçika’nın Brüksel kentinde gerçekleştiren NEB Festivalinden izlenimlerini aktarıyor. NEB, sürdürülebilirliği sadece teknik bir hedef olarak değil; estetik, katılımcılık ve kapsayıcılık ilkeleriyle bütüncül bir toplumsal dönüşüm çağrısı olarak ele alıyor. NEB’in bu yaklaşımı, kentleri daha dirençli, adil ve yaşanabilir hale getirmek için bir çerçeve sunuyor.
Üçüncü yazımızda ise İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Fulya Akipek, BIRE-PAN adlı disiplinler arası araştırma projesini anlatıyor. Bir önceki yazı dizisinde Mimar Özgül Öztürk ile yine toprak yapılar konusuna değinmiştik. Bu yazı vasıtasıyla da binalarda tüm yaşam döngüsü ile ilgili sürdürülebilirlik hedeflerine oldukça uyumlu olan toprak yapıların, yerel malzeme ve işçilikle üretilebilmesi, mekânda nem ve ısı dengesi ile sağlıklı ortamlar oluşturması, ekonomikliği ve kullanımı tamamlandığında doğada çözünebilmesi gibi ideal özelliklere sahip olduğunu görebiliyoruz. BIRE-PAN projesinde araştırma ekibi, biyomühendislik; inşaat mühendisliği; mimarlık, toprak mimari ve doğal malzeme uzmanlığı; üretim; yapı biyolojisi ve iletişim uzmanlıklarından oluşmuş. Toprak yapı malzemesi, ekip tarafından biyolojik katkılarla geliştirilerek Fibrobeton üretimi tesislerinde modüler yapı elemanlarına dönüştürülmüş. Proje, doğaya saygılı bir mimarlık anlayışının, günümüz teknolojileriyle nasıl buluşabileceğini ortaya koyan öncü bir örnek olarak dikkat çekiyor.
Etkili işbirlikleri ve disiplinler arası yeni yaklaşımlarla dönüşümün ivmelendirilebilmesinin mümkün olduğuna inanıyor; bu yazıların, sektör paydaşlarını harekete geçirecek yeni diyaloglara vesile olmasını diliyorum.
Keyifli okumalar dilerim.







Yorumlar