top of page

Topkapı Sarayı Altında Saklı Su Medeniyeti


Fotoğraf: Çiğdem Özkan Aygün

Geçmişten Geleceğe İstanbul’da Su Hasadı Uygulamaları:


İstanbul şehri kurulduğu günden bu yana geçen yaklaşık 1700 yılda suya kavuşmak için büyük bir mücadelenin içinde oldu… Henüz bir Yunan kolonisiyken sahip olduğu nüfus belki kuyular vasıtasıyla yeraltı suyu ve küçük sarnıçlarla tatlı su ihtiyacını giderebiliyordu ama bir imparatorluk şehrini planlamak, o zamanın su teknolojisini en gelişkin haliyle kullanmayı ve şehir planlamacılığı becerisini gerektiriyordu…

Göstergelerini artık günlük hayatımızda çok açıkça yaşadığımız iklim değişikliği, tüm dünyada bu konuda yapılan araştırmaların ivme kazanmasına sebep oldu. Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı, dünyada canlı yaşamının devamı için en büyük öncelik ve bu kaynakların en önemlisi de su.


Fotoğraf: Çiğdem Özkan Aygün
Ayasofya, Topkapı Sarayı, Hipodrom Araştırmaları

İstanbul şehri kurulduğu günden bu yana geçen yaklaşık 1700 yılda suya kavuşmak için büyük bir mücadelenin içinde oldu. Şehir kurmak ve özellikle altyapı oluşturmakla ünlü Romalılar, şehrin geleceğini adeta bir kâhin gibi önceden görmüşlerdi. Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan, içinden Akdeniz’i Karadeniz’e bağlayan ‘boğaz’ın geçtiği bu eşsiz coğrafya, nimetlerinin yanı sıra tatlı su konusunda pek de işlerini kolaylaştırmıyordu. Henüz bir Yunan kolonisiyken sahip olduğu nüfus belki kuyular vasıtasıyla yeraltı suyu ve küçük sarnıçlarla tatlı su ihtiyacını giderebiliyordu ama bir imparatorluk şehrini planlamak, o zamanın su teknolojisini en gelişkin haliyle kullanmayı ve şehir planlamacılığı becerisini gerektiriyordu.


Bu mühendislik öngörüsü ve becerisinin İstanbul’da çağlar boyu görünen en büyük nişanesi, Bozdoğan Kemeri (Valens Kemeri) oldu. Bozdoğan Kemeri, çok daha büyük bir hidrolik sistemin gözle görünen en heybetli parçasıydı. MS 4. yüzyılda şehrin yönetsel ve dini merkezine doğru uzaklardan (Doğu Trakya) içme suyu taşıyan su yolları 3. ve 4. tepeler arasına kurulmuş bu köprünün üzerinden vadiyi aşarak Büyük Saray, Hipodrom ve Ayasofya’ya doğru ilerliyordu. Daha Konstantin tarafından Nea Roma olarak adlandırılan imparatorluk şehri kurulmadan evvel Hadrian (117-138) tarafından inşa ettirilen ve daha yakındaki Kuzey Ormanları’ndan temiz suyu getiren kanal ve künk sistemi ise 34 metreye kadar olan yükseklikteki bölgelere suyu ulaştırıyordu. Bu devasa ağ, aynı zamanda 200’ü aşkın sarnıçla da bağlantılıydı. Suyu taşımak kadar suyu saklamak da İstanbul’un su tarihinin bir parçasıydı.


Fotoğraf: Çiğdem Özkan Aygün
Ayasofya, Topkapı Sarayı, Hipodrom Araştırmaları

Peki biz Bizans ve Osmanlı dönemi su teknolojisi hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Bugünkü teknolojiden farklı olarak ek bir enerji girdisi olmadan tüm sistemin yerçekimi kuvvetiyle işlemesi, büyük bir planlama mucizesini de beraberinde getiriyor. Tüm bu sistem birbiriyle ahenk içinde işlemek zorunda. Aynı zamanda günümüzdeki sorunların çözümüne ilham olabilecek sürdürülebilir, çevre dostu bir teknolojiyi tüm detaylarıyla anlayıp yeniden kullanmak üzere analiz etmek gerekiyor.


“Bozdoğan Kemeri, çok daha büyük bir hidrolik sistemin gözle görünen en heybetli parçasıydı. MS 4. yüzyılda şehrin yönetsel ve dini merkezine doğru uzaklardan (Doğu Trakya) içme suyu taşıyan su yolları 3. ve 4. tepeler arasına kurulmuş bu köprünün üzerinden vadiyi aşarak Büyük Saray, Hipodrom ve Ayasofya’ya doğru ilerliyordu.”


Şahsımın başkanlığında İTÜ’yü temsilen başlatılan çalışmalar, 2005 yılında Roma-I La Sapienza Üniversitesi’ndeki arkeoloji doktoramı bitirip İstanbul Teknik Üniversitesi’nde çalışmaya başladığım yıllara dayanıyor. Aynı yıl Ayasofya’nın yeraltı yapıları ve bunlarla bağlantılı olan su isale hatları, kuyuları, sarnıçları içeren çok disiplinli bir araştırmayı yönetmeye başladım. Başlangıçta maddi destek almadan gerçekleştirilen araştırmalar, daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi BAP (Bilimsel Araştırma Projeleri) birimi tarafından 37268 ve 43072 no’lu projelerle desteklendi. Araştırmalarda arkeoloji, mimarlık, sanat tarihi, bilim tarihi, jeofizik ve hidroloji gibi çeşitli mühendislik bilimlerinden destek aldığım gibi profesyonel dalgıç, fotoğraf ve video sanatçısı arkadaşlarım daha önce görüntülenmemiş bu yapıları görselleştirdiler. Mağaracılık yöntemleriyle yeraltında kalmış en dar alanlara bile ulaşmayı sağlayan ASPEG (Anadolu Speleoloji Grubu) ile bir protokol yaptım.


Ayasofya’nın yeraltındaki kalıntılarının bir kısmı sağlam, bir kısmı da kısmen ayakta kalan altyapılardı. Neredeyse tamamı, tarihinin belirli bir noktasında şehrin ve Ayasofya’nın su temin sistemine entegre edilmişti. Binanın mimari kırılganlığı nedeniyle kanalların ve yapıların keşfinde tahribatsız yöntemler kullanıldı. Hâlâ su dolu olan kuyular veya sarnıçlar dalış teknikleriyle araştırılmalıydı. Tüplü ekipmanla girilemeyecek kadar dar oldukları için kuyular için nargile dalış sistemi (dalgıcın sırtına herhangi bir yüksek basınçlı hava tankı takmak zorunda olmadığı yüzey beslemeli hava sistemi) kullanılması gerekiyordu. Araştırma alanının bazı bölümlerinde ve ulaşılamayan alanlarda tespit için sualtı ve karasal ROV (Uzaktan Kumandalı Araçlar) kullanıldı. Araştırmamızın sonuçları ayrıca Öz Yılmaz tarafından gerçekleştirilen GPR (Ground Penetrating Radar) araştırması sonuçları ile karşılaştırılarak değerlendirildi.


Fotoğraf: Çiğdem Özkan Aygün
Ayasofya, Topkapı Sarayı, Hipodrom Araştırmaları

Bulgularımızın çoğu, yeni ve beklenmedik bir şekilde yapıların tarihi ve yapım teknikleri hakkında bilgi vericiydi ve anıtın su ile olan ilişkisi açısından keşfedilmemiş bir yönüne kapı aralıyordu. Alanın su kapasitesini gösteren dokuz kuyunun incelendiği yüzey araştırmasında Ayasofya’nın, Konstantinopolis’in ilk tepesindeki su dağıtımında stratejik bir yere sahip olduğu gösterildi.


Su kanalı sisteminin yeraltı yapılarıyla bağlantılı 1 kilometreden uzun bir bölümü tespit edilerek ölçümleri yapılmıştır (Res. 1). Pişmiş toprak, kurşun ve demirden yapılan Bizans ve Osmanlı boru hatlarının tipolojisi ve iç çapları temel alınarak su debisi ve dönemlere göre farklı inşaat teknikleri hesaplanmıştır. Kuyulardan çıkan suyun kimyasal analizi, bazı kuyuların yalnız yeraltı suyundan beslenirken bazılarının yağmur suyu hasadı için de kullanıldığının anlaşılmasını sağlamıştır (Özkan Aygün 2010). 2020 yılından beri öğrencilerimle gerçekleştirdiğimiz yeni çalışmalarla yeraltı yapılarının üç boyutlu (3D) rekonstrüksiyonları ve mimari animasyonları, mimari ölçüm verileri ve fotogrametri teknikleri kullanılarak gerçekleştirildi. Bu çalışmalarımızı Koç Üniversitesi ANAMED davetiyle 2022’de ‘Ayasofya, Topkapı, Hipodrom Yeraltı Bulguları ve Tarihi Su Sistemi ile İlişkileri-Subterranean. Findings from Hagia Sophia, Topkapı, Hippodrome and Their Relationship with the Ancient Water Supply System’ https://www.youtube.com/watch?v=jPJ9Tf4ycLQ ve ‘3D Modeling of Hagia Sophia & GIS Applications for the Historical Water Supply’, ANAMED Library Digital Scholarship program https://www.youtube.com/watch?v=M31wPVLGUPA başlıklarıyla sunduk.


2009 yılından itibaren çalışma hipodrom ve antik akropol alanı üzerinde inşa edilmiş olan Topkapı Sarayı ve İstanbul Arkeoloji Müzesi alanı altında yapılan yüzey araştırmaları ile genişletilmişti. 1990’lı yıllarda İTÜ Hidrolik Anabilim Dalı öğretim üyesi merhum Prof. Dr. Kazım Çeçen hocamız, Trakya’dan gelen Roma su yolu ve Osmanlı su yolları hakkında mühendislik hesaplarına dayalı çok önemli çalışmalar yaptığı gibi Topkapı Sarayı’nın tarihi su altyapısı hakkında da çok önemli bir eser ortaya koymuştur. Bu çalışmanın dışında en önemli eser, Hülya Tezcan’ın 1989’da yayımlanmış olan ‘Topkapı Sarayı Çevresinin Bizans Devri Arkeolojisi’ adlı, Prof. Dr. Semavi Eyice danışmanlığında gerçekleştirmiş olduğu doktora tezidir.


Topkapı Sarayı’nda yaptığımız arkeolojik çalışmalar sonucunda II. Avlu ve Harem’in altındaki isale hatlarını ortaya çıkarttık.


“Bulgularımızın çoğu, yeni ve beklenmedik bir şekilde yapıların tarihi ve yapım teknikleri hakkında bilgi vericiydi ve anıtın su ile olan ilişkisi açısından keşfedilmemiş bir yönüne kapı aralıyordu. Alanın su kapasitesini gösteren dokuz kuyunun incelendiği yüzey araştırmasında Ayasofya’nın, Konstantinopolis’in ilk tepesindeki su dağıtımında stratejik bir yere sahip olduğu gösterildi.”


Yine Topkapı Sarayı’ndaki çalışma sırasında Dolap Ocağı kuyuları ve bazı su dolu sarnıçlara da dalış yapıldı. Bu dalışlarda güvenliği sağlamak çok önemliydi. Bu nedenle önceden robot kamera gönderildi ve dalgıçlar ne ile karşılaşabileceklerini önceden görüntüleyebildiler. Bazı durumlarda ise dar ya da güvenli olmayan tünellerde robot kameranın çektiği görüntülerle yetinmek zorunda kaldık. Bu dalışların önemli bulgularından biri de Dolap Ocağı’nın küçük kuyusundan (5,2 m. çap, 26 m. derinlik) Marmara Denizi’ne doğru uzanan yeni bir kanaldı.


Sualtı video görüntülerini alan Engin Aygün sekiz metresi su dolu olan bu kuyuya ilk daldığında suyun berrak göründüğünü söylemişti. Ancak sonra anlattıkları bir korku filmini andırıyordu: “Yüzlerce yılın biriktirdiği balçık tabakası arkamızda bir kapı gibi kapanıyor ve bizi karanlığa itiyordu. Neyse ki önceden robot kamerayla dipteki sivri demirleri belirlemiştik. İki kuyu arasındaki galerileri araştırırken boğazımıza kadar su içindeydik. Bir ara aniden su yükseldi ve nefessiz kaldık ancak birkaç metre sonra diğer kuyuya geçip havaya kavuşacağımızı biliyordum.”

Mağaracılar Harem’in altındaki tünellerde ilerlerken hiç bilinmeyen ve dışarıyla bağlantısı olmayan bir odaya ulaştılar. Bu keşif, Cariyeler Hamamı altındaki sarnıcın içinden geçen kiklopik (çok büyük taşlarla örülmüş duvar) kemeri fark etmemizi sağladı.


Fotoğraf: Çiğdem Özkan Aygün
Ayasofya, Topkapı Sarayı, Hipodrom Araştırmaları

Hipodrom’da sphendone kısmı (Hipodromun kavisli kısmı) Erken Bizans döneminde sarnıca çevrilmişti. Bizim arkeolojik çalışmalarımız sonucunda Osmanlı döneminde kullanılmış olan Hipodrom altındaki su isale hattı ve örneğine çok nadir rastlanan bir su dağıtım sandığı ortaya çıkartıldı. Bu su yolunun ve sandığın Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi Hatice Sultan tarafından ihya edilmiş çeşmeyle ilişkisi heyecan verici bir buluş oldu.


“Hipodrom’da sphendone kısmı (Hipodromun kavisli kısmı) Erken Bizans döneminde sarnıca çevrilmişti. Bizim arkeolojik çalışmalarımız sonucunda Osmanlı döneminde kullanılmış olan Hipodrom altındaki su isale hattı ve örneğine çok nadir rastlanan bir su dağıtım sandığı ortaya çıkartıldı.”


Yine İstanbul Arkeoloji Müzesi avlusu altında bulunan Erken Bizans dönemine ait büyük sarnıcın I. Tepe’ye su dağıtımı konusundaki önemini ve aslında bu alanda bilinenden daha fazla sarnıcın bir arada bulunduğunu ortaya çıkarttık. 2010 İstanbul Kültür Başkenti çalışmaları sırasında, İstanbul 2010 Ajansı’na İTÜ tarafından teslim edilen projeler arasında KUD-135 no ile benim tarafımdan hazırlanmış olan ‘YERALTINDAKİ İSTANBUL’ projesi de vardı ve proje kabul gördü ancak bütçe yetersizliği sebebiyle desteklenemedi.


2005 yılından itibaren gerek Ayasofya gerekse Topkapı Sarayı ve Hipodrom’daki çalışmalarımız İz Tv ve TRT tarafından belgeselleştirildi. O zamanlar halkımız tarafından pek bilinmeyen ve aslında bazı yetkililer tarafından varlığı bile kabul edilmeyen yeraltında kalmış tarih, gözler önüne serildi. Bu arada çalışmalar uluslararası alanda ses getirmeye başladı. 2017 yılında İstanbul’un tarihi su isalesi hakkında 20 yılı aşkın süredir çalışan Prof. Jim Crow tarafından Selanik’te düzenlenen konferansa konuşma yapmak üzere davet edildim. Bu davet, ileride anlatacağım yepyeni bir uluslararası işbirliğine kapı açtı.


2021 yılında Fransız yapım şirketi Pernel Media tarafından RMC Decouverte TV kanalı için çekilen, bilimsel danışmanlığını yaptığım ve çalışmalarımızı anlattığım Ayasofya’nın yeraltı yapılarının, hazırladığımız 3D animasyonlarının da gösterildiği ‘Ancient Superstructures -Hagia Sophia. Révélations monumentales-Ste-Sophie: le défi d’une méga construction’ adlı belgesel tüm dünyada gösterime girdi.


Yine 2021’de yöneticiliğimde yeni bir BAP kabul edildi. ‘Arkeoloji, Teknoloji Tarihi ve Mühendislik Yöntemleri Yoluyla Topkapı Sarayı Tarihi Su Temini Eelemanlarının ve İşleyişlerinin Araştırılması’ adlı bu çok disiplinli araştırmada Jeofizik, UHUZAM, İnsan ve Toplum Bilimleri, İnşaat Mühendisliği/Hidrolik ve Makine Mühendisliğinden hocalarımız görev alıyor.


“2021 yılında Fransız yapım şirketi Pernel Media tarafından RMC Decouverte TV kanalı için çekilen, bilimsel danışmanlığını yaptığım ve çalışmalarımızı anlattığım Ayasofya’nın yeraltı yapılarının, hazırladığımız 3D animasyonlarının da gösterildiği ‘Ancient Superstructures -Hagia Sophia. Révélations monumentales-Ste-Sophie: le défi d’une méga construction’ adlı belgesel tüm dünyada gösterime girdi.”



Bu projeyle birlikte eş başvuru sahibi olduğum ve saha çalışmalarını yönettiğim uluslararası ve çok disiplinli ‘Water in İstanbul: Rising to the Challenge?’ başlıklı araştırma projesi de 2021 yılında başladı. Araştırmanın ana destekçisi British Academy-Knowledge Frontiers International Interdisciplinary Research Scheme. Bu proje, İstanbul’daki su yönetimi altyapısını araştırmak için Edinburgh Üniversitesi, Northumbria Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden arkeologları, mühendisleri, sosyal bilimcileri ve tarihçileri bir araya getiriyor (https://biaa.ac.uk/research/water-istanbul/). Bu projenin bir başka hedefi de geçmiş uygulamaların güncel sorunlara nasıl bir çözüm sunabileceğini görmek.


Heritage Turkey 2022 sayısındaki makalemizde de belirttiğimiz gibi (https://biaa.ac.uk/wp-content/uploads/2023/01/HT12-13-Water-management.pdf ) bu araştırma için İTÜ ve İSKİ arasında yaptığımız protokolle ve İBB tarafından sağlanan haritalarla bir CBS (Coğrafi Bilgi Sistemi) altyapısı oluşturuldu ve daha önce şahsım başkanlığında yapılmış yüzey araştırmalarından elde edilen veriler, Hülya Tezcan ve Kazım Çeçen’in eserleri, Osmanlı haritaları, şahsım tarafından yapılan arşiv taramaları gibi pek çok veri CBS üzerine işlendi. Eksik kalan bilgiler üniversitemiz öğretim üyesi Dr. Caner İmren ve Arş. Gör. Beril Karadöller tarafından Sultanahmet’te gerçekleştirilen GPR taramaları verileri ile bütünlendi. Güncel su sorununun masaya yatırılması ve çözüm önerileri için İBB, ilçe belediyeleri, İSKİ, Tarım ve Ormancılık Bakanlığı gibi ilgili kurumlardan katılımlarla 4 adet çalıştay düzenlendi.


Projemiz 14.3.2023’te İTÜ Taşkışla Kampüsü’nde düzenleyeceğimiz uluslararası sempozyum ile akademik dünyaya tanıtılacak.


Öğr. Gör. Dr. Çiğdem Özkan Aygün

İTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü ve

Güzel Sanatlar Bölümü


Kaynaklar

  • Özkan Aygün, Ç. 2006: ‘İstanbul Ayasofyası’nın Döşeme Altı Dehliz, Kuyu ve Su Sistemleri Araştırması, 2005. 28. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu: 467-80.

  • Özkan Aygün, Ç. 2010: ‘New Findings on Hagia Sophia Subterranean and its Surroundings’ Bizantinistica 12: 57-77.

  • Özkan Aygün, Ç. 2010(a): ‘Ayasofya ve Topkapı Sarayı’ National Geographic (March): 56-70.

  • Özkan Aygün, Ç., Kaçan, M.-Bir A. 2013: ‘İstanbul’un Birinci Tepesindeki Sarnıç, Kuyu, Galeriler ve Su Dağıtımına İlişkin Yeni Bulgular’in N.F. Akıncı (ed.), International Istanbul Historical Peninsula Symposium. 258-79.

  • Özkan Aygün, Ç., Eğilmez, H. 2015: ‘Lost Constantinople: Subterranean water structures – application of speleology techniques in the archaeological research’ in C. Galeazzi, R. Bixio, M. Parise, C. Germani (eds), HYPOGEA 2015 – International Congress of Speleology in Artificial Cavities (11-17 March 2015). Rome, CNR: 117-29.

  • Özkan Aygün, Ç. 2020: Scientific advisor and author for the documentary ‘Ancient Superstructures – Hagia Sophia. Révélations monumentales – Ste-Sophie: le défi d’une méga construction’ (23-30/09/2020). https://www.zdfstudios.com/en/program-catalog/international/unscripted/historybiographies/ancient-superstructures/season-2/hagia-sophia-episode-3

  • Özkan Aygün, Ç. 2021: ‘Subterranean Hagia Sophia: Revealing the Waters below Hagia Sophia’ (BIAA, 01/06/2021). https://www.youtube.com/watch?v=9W6k14beu6w

  • Özkan Aygün, Ç. 2022(a): ‘Ayasofya, Topkapı, Hipodrom Yeraltı Bulguları ve Tarihi Su Sistemi ile İlişkileri-Subterranean. Findings from Hagia Sophia, Topkapı, Hippodrome and Their Relationship with the Ancient Water Supply System (ANAMED, 05/07/2022). https://www.youtube.com/watch?v=jPJ9Tf4ycLQ

  • Özkan Aygün, Ç. 2022(b): ‘3D Modeling of Hagia Sophia & GIS Applications for the Historical Water Supply’, ANAMED Library Digital Scholarship program (ANAMED 17/10/2022). https://www.youtube.com/watch?v=M31wPVLGUPA

bottom of page